anadolu
heroin(10-11-2004 13:11)
- kibele`nin daha doğrusu anaerkil toplumlardan geldiği düşünülmektedir: ana dolu
- (bkz:sayılar evreni)
- yeni bir sigara markası kısa 1.800.000 uzun 1.900.000
- ön asya`nın bir parçası olarak Türkiye`nin asya kıtasında bulunan toprağına verilen ad
- ege denizinin batı kıyısındakiler için bizim tarafı tanımlayacak ilk kelime ne olurdu? doğu. anadolu işte budur. anatellein (güneş ufuktan) yükselmek. ana-, yukarı; tellein, yapmak, etmek.
- türklerin anadolu`ya ilk ayak bastıkları zamanlar. askerler cok susamislardir. o sırada yasli bir teyze elinde testisiyle gelir, askerlere ayran ikram etmek icin. tabi askerler ilk basta sasirirlar. bu kadar kücük testi bu kadar askere yeter miydi? ama o kadar askere yetmisti, artmisti bile. hatta kadin sordugunda askerler doydugundan "ana dolu" derler. anadolu`nun adıda burdan gelir.
- belediyenin ısrarla asya yakası dediği istanbulun asyadaki kısmının adı.
- erdal erzincan`ın şelpeleriyle döktürdüğü şahane bir enstrümantal albüm
- içinde nice mücevherlerin saklı olduğu keşfedilmemiş hazine. bakir topraklar :-p gezdikçe keşfedilen, içine kapalı ve hatta tutucu, fakat hala yalnızca havasıyla bile kendini hissettiren küçük kasabalarıyla güzel. özellikle şu sıralarda bir emekli olduktan sonra anadolu`yu şehir şehir gezmek modası çıktı.ne diyelim iyi de oldu. ama ne kadar gezerseniz gezin, anadolu`nun en güzel anı avrupa`ya geçişidir.her defasında ayrı heyecanlandırır. kimileri görmemiş gibi camlara yapışır. bizse şehrimizle onur duyar, bir sevgili gibi onu kıyamadan öper, mümkünse de pamuklara sarmalar sararız. pek nazlıdır kendileri, kimi zaman bıktırır ama onun tadını da başka hiçbir yerde bulamazsınız.dünya üzerinde pek çok şehir duraklamak için yapılmış birer virgülse, istanbul ağır bir noktalı virgüldür, noktanın kendisi olmasa bile.
yalnız burda bir soru işareti de oluşur:istanbul anadolu mudur, anadolu`nun mudur? yoksa hem coğrafyasının bir kısmından, hem de tartışmasız duruşundan ötürü bizatihi avrupa mıdır? şuncacık bir toprak parçası bizi avrupalı yapar mı ya da yapmalı mı? buldum klavyeyi, sallıyorum ama bence kasmamıza gerek yok bu kadar. ayaklarımız sağlam anadolu toprağına bassın, bulunduğumuz coğrafyanın, akdeniz güneşinin ve kültürünün parlaklığının, çırpın çırpın çırpınarak kendini yırtan karadeniz`in dalgalarının, güney doğuda bakırcı dükkanlarında yankılanan tınıların tadını çıkaralım. devamlı oraya buraya misafir gitmeye çalışacağımıza kendi evimizin ev sahipliğini yapalım.
benden lokumla kolonya tutmamı bekleyenler olacaktır, olabilir.benim halim de bağışlanabilir.bugün son sınavı verdim, üzerimden tır geçmiş gibi hissediorum. şimdi beni ancak süleymaniye, gül bahçeleri ve açık bir çay paklar. ne dielim, yaşasın dünyaya bir anlık da olsa naif gözlerle bakabilmek. - taş yerinde ağırdır.bu topraklarda yetişmiş insanların,istisnalar hariç,kanada,fransa gibi ecnebi memleketlerde yaşayıp huzurlu bir hayat sürmesi-belki ekonomik olarak huzur bulabilirler ama burda kastedilen iç huzur-bana göre pek de mümkün görünmemekte.almanya`da yerleşmiş insanların aman efendim Türkiye`de bir yazlık yapalım da tatillerimizde oraya gideriz havasını,suyunu tadarız demeleri yabana atılmamalı değil mi?tabi sorun anadolu da değil,dedim ya
- jti firmasının ürettiği , türk ve amerikan tütünlerinin harmanlamasıyla oluşturulan , içimi bol dumanlı ve ağır olan eski camel`a benzeyen sigara.
- çok güzel bir ahmed arif şiiridir.
beşikler vermişim nuh`a
salıncaklar, hamaklar,
havva ana`n dünkü çocuk sayılır,
anadoluyum ben,
tanıyor musun ?
utanırım,
utanırım fıkaralıktan,
ele, güne karşı çıplak.
üşür fidelerim,
harmanım kesat.
kardeşliğin, çalışmanın,
beraberliğin,
atom güllerinin katmer açtığı,
şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
kalmışım bir başıma,
bir başıma ve uzak.
biliyor musun ?
binlerce yıl sağılmışım,
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı, seher-sabah uykularımı
hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
haraç salmışlar üstüme.
ne iskender takmışım,
ne şah ne sultan
göçüp gitmişler, gölgesiz!
selam etmişim dostuma
ve dayatmışım.
görüyor musun ?
nasıl severim bir bilsen.
köroğlu`yu,
karayılanı,
meçhul askeri.
sonra pir sultanı ve bedrettini.
sonra kalem yazmaz,
bir nice sevda.
bir bilsen,
onlar beni nasıl severdi.
bir bilsen, urfa`da kurşun atanı
minareden, barikattan,
selvi dalından,
ölüme nasıl gülerdi.
bilmeni mutlak isterim,
duyuyor musun ?
öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip.
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne - üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının.
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.
gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ? - (bkz:ankara Atatürk anadolu lisesi)
- 1924-25 yılları arasında yayın yapan anadolu dergisi, bilim ve edebiyat üzerineydi. sahibi mehmet halit bayrı`dır. ahmet refik altınay, yahya kemal beyatlı gibi isimlerin yazdığı derginin amacı bir anadolu ilmi ve anadoluluk öğretisi vücuda getirmek olarak açıklanmıştı. daha sonra derginin yönetimine katıla himi ziya ve mükrimin halil gibi isimler osmanlıcılardan ayrı bir ulusçuluk anlayışının ilkelerini aradılar. bu esnada anadolu tarihi, anadolu insanı, anadolu kültürü gibi kavramları ortaya koydular.
- 647.500 km. uzunluğundaki yarımadanın tümü Türkiye sınırları içindedir. sümer, hitit, lidya, pers, selçuklu, osmanlı, roma, yunan, kelt gibi medeniyetler bu topraklarda yaşamıştır.
- (bkz:anadolu sigorta)
- bu kelimenin anlamı olarak ifade edildiği kadarıyla en büyük türk yalanlarından biridir, ya da türklerin büyük yanılgısıdır.
sürekli 'analar diyarı' olmasından dolayı anadolu olarak adlandırıldığı ya da 'ana'ya ne kadar önem verildiğinin göstergesi olarak gösterilmiştri. halbuki anadoluyu yurt benimsemiş türkler, eski yunancadaki "anatole" kelimesini "anadolu" diye uyarlamasından oluşmuş kelimedir.
anadolu'ya 'anatole' diyen eski yunanlıların dilinde bu kelime 'doğu' anlamına gelmektedydi.
aşırı milliyetçi kişilerin, yok öz be öz türkçe kelimdedir, aksini söyleyen vatan hainidir diye iddia edenlere hatırlatmak gerekir ki bu gün bile yunancada "anatole" kelimesi doğu anlamına gelmektedir. bu tür iddialar yunanlıları güldürür, yazıktır.
kelimenin yunancası: Ανατολη
kelimenin okunuşu : anatole - bahsedildiği gibi ayran dolduran teyzeden değil, hititlerden gelen kelimedir. öyle ki, yunanlılardan da önce, hititliler veriştir bu ismi bu topraklara.
"anatole" olarak okunan kelime, hitit dilinde "doyuran, besleyen, büyük koruyucu varlık" gibi anlamlara gelmekte idi ki; günümüzde çerkesler kendi dilleriyle yaptıkları dualarında, aynı anlama gelen "tha dole, anatole" şeklinde yakarışlarda bulunurlar.
