aşık olmak
hunters_blade(08-09-2005 00:13)
- genelde filmlerde olur.insanların köşe başında bir insanla çarpıştıştıklarında düşen kitapları toplarken sandığı eylem.gerçek hayatta zordur.
- ya da olmamak, işte bütün mesele bu.
- olmazsa olmaz "sandığımız" bişey.
- (bkz:ızdırap)
- (bkz:is it love?)
- dünyanın en güzel hastalığı. bir o kadar da acı verir gerçi.
- kişinin organ bağışı yapmışcasına beyni olmadan yaşaması durumu.
- saz çalma hünerini geliştirip üstüne bir de söz söyleme yetisini de katmış kişinin artık olduğu sıfat.
(bkz: aşık )
(bkz: aşık ihsani ) - olanı,hayata bağlarmış havası verdiren,halbuki ortamdan ve hayattan soğutan duygu.(bkz:kime göre neye göre)
- mideye krampların girmesi, ellerin terlemesi, yüzün kızarması, kalp atışlarının boğazda düğümlenmesi, bacaklarda titreme gibi etkileri olan hastalık
- insanın vericilik seviyesini maksimuma ulaştıran hal.
- her zaman "o"nu gormek istemek, surekli "o"nu dusunup bir turlu bu olayi durduramamak, konulari alakasiz yerlerden "o"na getirmek, yuzde salak bir gulumseme ile kendini bulmak, anlayisli bir insana donusmek, herkesin mutlu olmasini istemek, asiri duygusal reaksiyonlar, konsantrasyon bozuklugu.
(bkz:cep telefonunu 30 saniyede bir kontrol etmek) - okyanusun ortasında gönlünde bir çöl hissetmektir, ve derya olsan kanmaz gönlünde ki kızgın kumlar (misal) "ferideee, ferideee" diye inler durur.
- kalbinizin küt küt attığı, hatta bazen sesini bile duyabildiğiniz çok güzel bir duygu
- her yerde onu görürsün .
kalbinde o, aklında o, çevrede o, hatta bakkala girersin, hamdi abi yerine yine o.
çok gariptir. çok. - shakspeare zaten bunun açıklamasını yapmış. doğru da yapmış.
“ as the most forvard bud
is eaten by the canker ere it blow
even so by love the young and tender wit is turn'd to folly . . . . . . . . . . . .
. . . . . . . . . . . . so eating love
inhabits in the finest wits of all.”
<< tıpkı ilk tomurcukların daha açılmadan böceklere yem olması gibi, kemirici aşk da körpecik, narin bir aklı çığlına döndürür. böylece en körpe, en mükemmel akıllara yerleşiverir. >>
verona'lı iki asilzade, 1. perde (william shakspeare) - şiir gibi, tanrı gibi açıklanamaz olgu. illa bir tarifide şart olmayan şey, zira tarif edilenlerden ne halt gördük ki. bir kez olsun hayatta yaşanması gerekenden öte bir şey değil. yeterde artar kimine.
- aşkı hissettiğin anda kendini diğerlerinden farklı görme, hayata farklı bakma, her şeyden mutlu olma, kısacası düne kadar nefret ettiğin tüm şeyleri bile sevebilme eylemidir. insana canlılık, pozitif enerji, mutluluk ve heyecan katar. her gün uyandığında kendini yeniden doğmuş gibi hissettiren, aynaya bakarken kendi yüzün yerine onun yüzünü görebildiğin, su içerken, nefes alırken bile onu düşündüğün durum.
- hem güldüren,hem ağlatan bir eylemdir. acı da çekersin mutlu da olursun. (bkz:aşk). kelimeler yetmez anlatmaya. sadece yaşayıp hissedersin o duyguyu. kalbin hızla atar,midende kelebekler uçusur resmen,gözlerini kapattığında hatta kapatmadığında bile gözünün önünde o vardır.bir an bile çıkmaz aklından.bazen imkansızdır ,ona kavuşamayacağını bilsen bile asık olmaya devam edersin. öyle bişeydir ki aşk ve aşık olmak. bunu anlatamazsın. türkçedeki o kadar kelime bile yetmez anlatmaya.bazen sadece bir sarılış,dokunuş ve öpücükdür aşık olmak.hissetmeyen yaşamayan bilemez.
- kişisel gelişime çok büyük etkisi vardır: aşık olur onu etkilemek için hayatın için hedefler koyup başarırsın. bir süre böyle geçer, acısıyla tatlısıyla. daha sonra, onu unutmak ve başın dik şekilde mutlu olmak için yine aynı şeyleri yaparsın. aptal aşık olmamak, akıllı olmak, olgunlaşmak bu olsa gerek.
- doyamamaktır. o'na doyamamak.
- yokluğunu varlığından daha çok hissettiren, yaşarken de bittiğinde de insan beyninin olağan üstü hal ilan ettiği durum.
- şarkılar bestelemeye yarayan katalizör görevi görür.
