aşk
magic bullet(19-08-2004 13:46)
- iki kişinin aynı anda yaşaması mümkün olmayan duygular silsilesi olup, kimyasal olarak 4 yıl sürdüğü kanıtlanmışsada, aldatılma sözkonusu olduğunda 2 saniye içinde bitmeside mümkündür.
- aşkın milyonlarca tanımı var hangi birini yazayım
- bir anlasam ne olduğunu nasıl olduğunu tadı kaçacak.anlamayı geçtim aşık oluyorum ya aşk bende ve aşka sahip olmak mı hoşuma gidiyor ? yoksa aşk onda mı ve ben aşkı gormekten aşka yaklaşmaktan mı hoşlanıyorum.ben ne yazdım ya.
- ruhani aşk ve nefsi aşk olarak ikiye ayrılan; ama halk arasında nefsi olanı ruhaniymiş gibi davranılarak sinema ve edebiyat yapılan karmaşık duygu.
- (bkz:aşk için ölmeli aşk o zaman aşk)
- dünyada, meramını tek heceli tek kelime ile bu kadar güzel anlatabilen belkide tek duygu. aşk .
- en çok malzeme olan kavramlardan biridir. radyosunu açtılar, şiiirlerini yazdılar, testlerini, anketlerini yaptılar, ölçeri bile var .
- aç karna 4 kutu bira içip karın ağrısı çekmeye eşit bi duygu. eğer ağrınız biradan kaynaklanıyorsa + mide bulantısı yaşarsınız
- mutlu aşk yoktur demiş aragon.
belkide elemanların hep iki zıt kutupta dolaşmasından.
hep kaçan-kovalanan ya da efendi-kul ilişkisi. ama en güzel belki de en komik yanı dengelerin hiç beklenmedik anda değişebilmesi. - aşk bile bile yanlış yapmaktır. göz göre göre hata yapmak ama onun elinize sinen kokusunu duyduğunuzda hata yaptığınıza onlarca kez şükretmektir. olmaması gerekeni yaşamaktır aşk; bitmesi, hayaller ve rüyalarda kalması gerekendir.
- bazen var bazen yok
- göz bozukluğudur aşk.aşk niye kör olsun ki aşık kördür kanımca.ve eğer gerekiyorsa bir hastalıklar silsilesi olarak sağırdır dilsizdir de eklenebilir.müthiş bir afyondur ve bence marx yanılmıştır afyon olan din değil aşktır.birde aynada kendini yakışıklı(veya güzel)görme sebebidir.dedik ya kördür aşık.
- (bkz:enel-hakk)
- nerde okumuştum hatırlamıyorum ama adamın biri şöyle demiş
-aşkın gözü kördür derler yalan.seven sevdiğinde başkalarının görmediklerini görür - aşk diye bir şey yoktur.yani genel olarak anladığımız manada bir aşk yoktur.
gerçek ya da mit veya hikaye;bildiğimiz bütün efsanevi aşklar,ölümsüz aşklar kavuşulmamaya dayanır.masallar hariç,bir tane kavuşup ömrünün sonuna kadar mutlu yaşayıp,bir yastıkta kocamış aşık çift ya da böyle bir efsane,efsane aşk var mıdır?yok.(varsa da istisnaidir.muhtemelen de mitdir).romeo-julliet (ki roman),aliş ile zeynep,leyla ve mecnun,ferhat ile şirin.
neden?çünkü aşk maymun iştahlılıktır.bunun içindir ki;bütün aykırılıkları,olmazları kabul eder.aşık olunan kişi herşeyiyle,ruhuyla,bedeniyle sizin olsun istersiniz.ya da aslında aşık olduğunuz belli bazı özellikleridir ve bunların sizin olmasını istersiniz.sadece sizin.aslında aşk da bunlara sahip olma isteğidir.
"her aşk bitermiş bi gün;bildik.her aşk bitermiş;öğretildik".evet aşık olunan şahıstaki sahip olunmak istenen,yaşanmak istenen özellik,atmosfer her ne ise,bu istenilen şeye tamamen doyunca ve artık şahıs herşeyiyle kanıksanınca aşk da bitiverir işte öylece.istediğiniz herşeyi almışsınız,istediklerinize doymuşsunuz,karşınızdakini soğurmuşsunuz ve geriye posa kalmıştır.ağzınıza sıçıldığının resmi olabilir bu.
evlilik aşkı öldürür doğrudur.çünkü birlikte daha fazla süre geçirilmektedir.tabi böylece kanıkmasama,doyma olayı hızlanır.evlenmeyenlerin,birlikte yaşayanların,ya da birbirini az görüp,uzakta yaşayanların aşkı bitmez mi?yok mudur böyle örnekler?elbette vardır.elbette biter,ancak bu biraz daha uzun sürebilir.
eğer şansınız varsa;aşkın bittiği yerde sevgi başlar.aşkı sevgiyle ikame edebilirsiniz.yani aradan gözünüzü kör eden aşk çıktığında birlikte vakit geçirebiliyorsanız,birbirinizle arkadaş olabiliyorsanız,aşk yüzünden göremediğiniz bir sürü olumsuzluk,hoşunuza gitmeyen bir sürü şey ortaya çıkmamışsa ne mutlu size.sohbet edebiliyorsanız ne mutlu size.çünkü bir süre sonra aşk,cinsel fonksiyonlar kaybolmaya başlayınca geriye bir tek bu kalır;sohbet edebilmek,birlikte vakit geçirebilmek.ve siz aşkınızın devam ettiğini sanırsınız.halbuki sevgi imdadınıza koşmuştur.yok eğer aşkın yerine sevgiyi ikame edemiyorsanız yan bastınız demektir. - sır ların anasıdır.
- "kendin için istediğin herşeyi onun için de istemek"düşüncesinin doruk yaptığı,iki kişilik bir dünya yaratan,kanatlanıp uçma halinin türkçedeki tanımı.ancak sadist ve mazoşist insanlar aşık olunca,o aşk aşk olmaktan çıkar ve acı çekme-çektirme sado mazo aleti haline gelir.gerçek aşkta ise paylaşmak esaslı bir birliktelik doruğa çıkarılacağından,asla acı çekme ve çektirme sadomazoşizmi olmaz.olamaz. bu açıdan bakılır ve tanı doğru konulursa aşk yerli yerine oturur.böylesi aşk emek ile üretilir.üretim sonrası yeniden üretim devam ettirilir ki,pörsümasin,bayatlamasın,bitmesin.ama aşıklardan biri hasbelkader yorulursa, işte o zaman yeniden üretim süreci sekteye uğrar ve tükeniş başlar.
- sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
aragon - tedavisi olmayan tek hastalıktır aşk. ya kalbin çok acı çeker yada mutluluktan duracak gibi olur.
- benim için aşkın tanımı
(bkz:puffywitch) - aşk şarkılar soylemektir olur olmadik; alakasizca hoplamak, siritmak,eller cepte ordan oraya koşturmaktır. kaybetmektir akıl sağlını.sunumu için(bkz:pijkard)
- insanın en aptal olduğu döneme werilen isim.
- aşk öyle bir hastalıktır ki iki kişiyi birden yatağa düşürür
- (bkz:otoportodaki en büyük aşk)
- aşk, hoşçakal dedikten sonra tekrar karsılaşacağını bilmektir.saatin kac olduğunu bilip aldırmamaktır. (nerden okuduğumu hatırlamıyorum)
- herşeyi göze almaktır.
- ulaşamamaktır.
- kolay kolay açıklanamayacak,açıklandığında ise çeşitli tepkilere maruz kalınabilecek insani duygu.bir şiirle süslersek:
love`s secret
poem lyrics of love`s secret by william blake.
never seek to tell thy love,
love that never told can be;
for the gentle wind does move
silently, invisibly.
ı told my love, ı told my love,
ı told her all my heart;
trembling, cold, in ghastly fears,
ah! she did depart!
soon as she was gone from me,
a traveler came by,
silently, invisibly
he took her with a sigh. - 28 açıklamada yetmez 100 açıklamada aşkı tanımlak için.
- yansımadır hissettiklerimiz. eksik,acı,bunaltıcı.bir yerde bir yanlışlık vardır hep eksik olan birşeyler,kalmaz huzur biyerden sonra.çünkü hedef sapmıştır,,tek gerçeği vardır bu işin o da kusursuz olanıdır,emin olduğun,kıskanmadığın,karşılık beklemediğin ki ilahi aşktır tatmine ulaştıran.boşluk doldurmak diil.önce aslolan bulunur tamamlar ruh bedeni sonra sever insan diğerlerini
- (bkz:seni seviyorum)
- (bkz:yalan)
- kapıya dayanma sebebi.hiç de bi bok demeye çalışmıyorum.
- her aşığın aklında bir aşk tarifi vardır.
- çözülemeyen kimyasal bir problemdir
- yala dostum aşk diye birşey yok.
- gereksiz , sacma , aptalca , olmasada olur dediğim olay.
- aşık olmak için hep birinin gelmesini beklersiniz o kişi ya gelmez yada geldiğinde beklenen şeyler yaşanmaz o yüzden,aşk diye bişey yok . .sonsuzluk gibi bir kavram olsa gerek. .
- veri tabanı tasarımında 1 - 1 ilişkisine en iyi örnek.
- karşındakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla,beş para etmezin teki olduğunu anlaman arasındaki geçen süre
- ilk zamanlar böyle bir duyguyu yaşadığım için şükrettiğim ,çok mutlu olduğum hatta hiçbirşeyi görmeyecek kadar kör olduğum sonrasında da hayatımın hatası dediğim şey
- incelik isteyen ve bu özellik bende olmadığı için sadece ucundan tutabildiğim hiçbir zaman sıkıca sarılamadığım ve bir göz açıp kapamada kaybettiğim metafiziksel kült.
- koray candemir`in tek solo albümü sade`den söz-müzik kendisine ait olan parçası.
ah.o duruşun var ya, ah.o bakışın, beni,beni,beni
deler geçer
ah.o yatışın var ya, ah.o sevişin, beni,beni,beni
alır gider
elimde resimlerin, odamda sensizliğin
acısı çıkarken, geç olsa da
pişmanım bebeğim.
ah.o gülüşün var ya, ah.o bakışın, beni,beni,beni
deler geçer
bu seni üzdümü? ayrılık seni aldımı? severim der misin?
ben olunca yanında, sen olunca yanımda, biz olunca yanyana - çabucak acıya dönüşen haz.
- herkesin söyliyeceği çok fazla şey olan başlık. herkes için farklı anlamları olan üç harfli bir kelime.
- zeki demirkubuz`un masumiyet adlı filminin öncesini anlattığı,vildan atasever`in de rol aldığı ve masumiyet`te derya alabora`nın canlandırdığı karakterin gençliğini oynayacağı bu yıl göreceğimiz filmi.
- "aşk iki kişiyle oynanır,
iyi olan kaybeder."
metin üstündağ - a"cıya "ş"ikayetsiz "k"atlanmak=aşk
- (bkz:aşkın yeri kalp değil kasıklardır)
(bkz:sevgi) - hayata hile yapmak (kötü anlamda değil).
- (bkz:para)
- aşk, bulunmaz hint kumaşı sandığınız adamın bir hıyardan ibaret olduğunu anladığınız güne kadar geçen süredir.
- duyguların en tatlısı ve en acısı.
- saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
kar tanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek - kız arkadaşının kendi tabağındaki patates cipslerini senin tabağına koyup senin tabağından hiç bir şey almamasıdır.
- en sevdiğin filmi izlerken başka bir odada uyuyan sevgilini yarım saate bir gidip öpmektir.
- üzerine en çok konuşulmak istenen, yukarıdan da anlaşılacağı üzerine en çok konuşulan şeydir. bazen mideye, bazen dudağa, bazen kuşa, bazen acıya-tatlıya. hıyar, para, sevgi, yalan, kalp çarpıntısı, enel hak, ruhani, nefsi, hayal, rüyu. diye yaşandığı söylenen duygu. üstteki yazılardan süzülmüştür. (bkz:yukarı)
- cadde, sokak, köprüaltı duvarlarında cengiz kurtoğlu mısraları görme nedenidir.
- (bkz:turgenyev)`in eserlerinden birinin adıdır.
- küçük iskender`in tanımına göre; "akordu bozuk bir gitarla dünyanın en güzel ezgisini çalmaktır." öyledir.
- daha önce
hissetmediğin şeyleri
hissetmeye başladığını
hissettiğin an
hissettiğin
his. - genelde içindeyken yazılmıyor aşka dair güzel sözler, bitince, acısı bile bitince, edebi olunabiliyor.onun için de hep saçmalıyorum şimdi: o, teoriktir aşk. ancak teoriyi bir yana bırakalım."kalp" diyelim.bir aralar "arapçada" demişti biri bana "değişen anlamındadır", bunu hiç unutamadım, düşündüm, düşündüm, sonra teori oldu. o teoriyi bir yana bırakıp gönlümce yaşayamadım ama. hatam buydu. sonra da bu hatamı düşündüm. düşündüm. sonra. ben hep aynı yere dönebiliyorum böylece. belki aşk, her seferinde başlangıç noktasına dönebilmekle ilgili. düşüne düşüne hep bir ayrılık kurguluyor insan sonuçta teorik olarak. aslında teorik olarak "dönüş anının hazzını" da kurguluyor. ama kalp de değişiyor diyorlar bana. hayır benim kalbim sabit diyorum, acıda da mutulukta da aşk var onda ama dönüş anında değişmiş oluyor kalben, ayrılınmış olanlar bazen.hayır işte tekrar, aşk, değişende değişmeyeni sabitleyebilmek, başlangıç noktasına dönebilmek, her dönüşte daireyi daha da genişletmek ve böylece sonsuzu arzulamaktır. ama o daire de öyle genişler ki zamanla, istesen de, deli gibi istesem de ben, ve çabalasak da dönemeyiz birbirimizi bulacağımız noktaya. şimdi bu teoriyi bir yana bırakıyorum ama, bunu yapabiliyorum deneyimlerin zenginliğiyle, yalnızca aşığım sana çünkü, aşk bu, verdiğim hasardan dolayı özür dilerim. döndüğünde iyileştirmek isterim.böyle olmalı aşk, olsa ne iyi olur aşk.
- aşk, karşındakini hint kumaşı sanmakla, aslında hıyarın teki olduğunu anlayana kadar geçen süredir.
- aşk, libidoya taabi tek duygudur.
- ibn-i sina`ya göre bir hastalıktır ve şifalı otlarla tedavi edilebilir.
- en biyolojik anlamda nesillerin devamı için gereken üremenin oluşması için,çiftlerin birbirine yakınlaşmasını sağlayan hormonal etki.fakat her aşkta üreme olur mu,bu da insan iradesine göre değişir tabi.
- bu dönemde aşk`ı tanımlarsak;
``a``ldatılma korkusu,``ş``ehvet,``k``uralsızlık. - gerçek aşk, tıpkı cinler, periler gibidir. bahsini herkes eder, ama gözüyle görmüş olan pek azdır.
la rochefoucauld - dünyevi hırsların hormonal etkiyle yeniden biçimlenmiş hali.
- surattaki tuhaf sırıtmadır.
- (bkz:kitab-ı aşk)
- "koşu bitince alk bir yorulmadır, kaçılmaz kırbacından."
cahit zarifoğlu - aşk yalnızlığı aldatma illüzyonudur.
- limbik sistem nöronlarının feniletilamine doymasıyla gerçekleşen hadise.
- elle tutulur gözle görünür bir şey olmadığı için tarifsizdir aşk yaşamak gerekir
- insanların burunun soktuğunda başını kurtaramadığı enteresan bir duygu
- mide kelebeklenmesine yol açan ve eş anlamlısı acı olan duygu
- insanları verem eden mikrop vereme çözüm bulununca mutasyon geçirip insanları kanser eden bir mikrop haline dönüşmüştür. bu mikrop insana bulaşınca canavar gibi bir şey oluşur insandan, hiperaktif olur, inekleri bile izlemekten keyif almaya başlar insan. ileri safhası evliliktir bu mikrobun. sonra bu mikroptan kurtulursunuz, durup dururken elinize kala kala bir ev iki çocuk ve hastalığından kurtulduğunuz kadın (kadınlar içinse adam) kalır. insanlar aşıkken çok hata yapar, çünkü insanlar aşkı kendi istediği gibi yaşamaya çalışırken karşısındaki mikrobu kaptıysa o da istediği gibi yaşamaya kalkar ve şamata başlar, havada tencere tabak uçuşur, aşıklar birbirini şekillendirir. en azından dener, çünkü aşk hacim değiştirebilir, sığmayacak kap genişler bazen sonra daralır yine ve kapta ne varsa aşk ile köpürür pıtlar bomlar sonuç kuru gürültü ve boşluktur. bu sebepten platonik yaşanan cinsi çoğu zaman daha makbuldür. geçip gittiğinde bile çok derin izler bırakmaz ya da derin izler bıraksada hepsi güzel hislerle dolmuştur.
- nasıl unutulmuş ve yazılmamışsa artık bana kısmetmiş:
"aşk bir sudur, iç iç kudur!" - insanların çiftleşmesi için uydurulmuş en büyük yalan.
- insanı maymun eden duygu.hani şu üç maymun var ya onlara dönersin kör , sağır ve dilsiz olursun.tüm algılarını kapatır, inanmak istediğine inanırsın, bir nevi kendin olmaktan çıkmaktır , işte aynada o maymunu gördüğünde tekrar evrim süreci başlar ve sen düşünen bir insan olduğunda aşk ta biter. işte öyle birşey
- sezen aksu`ya göre aşk; "gözlerinden vazgeçmek"tir.
(bkz:vazgeçtim) - eğer olmasaydı süper zeka 21. yüzyıl kendini nasıl anlamlandıracaktı (!) diye çok merak ettiğim duygu. artık başkaları için bir şeyler yapma güdüsü, bizi asla terk etmeyen tek dostumuza ulaşmak için yolun bütün eziyetlerine katlanma erdemi, hepsini geçtim yaşadığın ülkenin geleceğinde kendini bir yerlere koyma endişesi bile kalmamış. insanoğlunun elinde bir tek aşk kalmış, belki o da kalmamış da öyle sanıyor neyse. herkes aşık olunca kendini özel sanır, kendini anlamlanmış, tamamlanmış sanır. çünkü aksi taktirde o kadar eksik, o kadar kendiyle ilgili ve bencildir ki aşkı uyanış zanneder. aşk sayesinde kendinden başkasını belki de kendinden çok sevmeyi öğrenir. bir kere olsun kendini düşünmemeyi öğrenir. aşk çağımızın insanının kendi kendini terbiye etmesi biraz da. tabi hissettiği her yakınlığı "aşık oldum" diye haykırmadığı sürece.
- yaratacılığın tavan yaptığı ruh hali. karşılığı olsa da olmasa da.
- çok mantıklı gelen nedenlerle saçmalama hali (bkz:mutlu aşk yoktur)
- gülay`ın istanbul kanatlarımın altında adlı filmde seslendirdiği şarkıdır.
önce kuş olduk uçtuk semaya sonra vurulduk düstük sevdaya
yandik atesten korlar misali öyle derindi vardik mihraba
aski ilahi saydik cihanda özden bulustuk fani mekanda
ayrilsa yollar güller savrulsa susmaz ki aska asik gönüller - aşk, pornografinin karikatürize edilmiş halidir.
(bkz:küçük iskender) - yunan mitolojisinden gelen ve sex`i bedavaya getirmek için uydurulmuş bir yalan
- hakkında çok şey söylenip,hiç bir şeyi anlatılamamış olan.
- bir tür hipnoz derler.
- üniversite hocalarının izafiyeti anlatırken kullandığı bir cümle vardır:
"dünya üzerinde kaç insan varsa o kadar da dünya vardır".
sanırım aşk tanımı da bununla birebir bir korelasyon içinde
(bkz:izafiyet) - en mutlu olduğunuz anı, en hüzünlü olduğunuz anı yaşamanızı sağlayan bazen kahrolsun denilebilecek bazen ah aşk şeklinde iç çekilebilecek, hakkında ne düşünseniz ne yazsanız yetersiz olucak, dünyadan hiç ayrı kalmayacak zıtlıklarla iç içe bir duygu bütünlemesidir. ne ondan kaçılabilir ne de onsuz yapılabilir.
- bir insanın (veya baska bir türün) basına gelebilecek en güzel ve en tehlikeli sey.
- acı çekmek.yanında olmak isteyipte olamadığın,hayalini kurduğun,aslında bir yolu olsa,onu herkesden sakınacağın insana karşı duyulan enteresan bir duygu.
- kendi başına anlamı olmayıp cümle içinde kullanıldığında anlam kazanan bir sözcük sanki.yoksa adına onca şarkılar,filmler yapılmaz,şiirler,kitaplar yazılmazdı belki de.
- aşk bir sudur, bazı semtlere su iki günde bir verilir(!) gibi tarifsiz bişeydir.
- başkasının hayatını yaşamaktır.
- uç derecelerde yer alan, iyi ve kötü hisleri bir arada bulundurabilen ender olgulardan.kimi zaman ızdırap, kimi zaman mutluluğun en büyüğü.
- en az iki kişinin karşılıklı etkilişime girmesi sonucunda en az bir tarafın bu elektroya kapılması sonucunda kalp atışlarının ve vücud sıcaklığının artması sonucunda karşısındakine duyduğu hisler bütünüdür, ancak karşılıksız olanı çok boktur ama yaşanması mutlaka gerekir
- ne olduğunu bilmediğin,acı çekerken mutlu olduğun,aslında tanımı olmayan bir duygudur.
- tarif edebileceğim en güçlü morfin.
- * abartılı şatafatlı körlük
* asılsız şehvet kandırmacası
* alışılmadık şablonlar kaosu
* ah şu kadınlar
* abuk şempanzeler kulübü
* aman da şahlanıyor kıratım (cesur aşk)
* anında şebek kontenjanındasın (aptal aşk)
* asla şaka kaldırmaz (ciddi aşk)
* açılmayan şemsiye kanatması (terk edilmiş aşk)
* amorti şansına kalmış (umutsuz aşk)
* azıcık şampanya koyayım mı? (art niyetli aşk)
* anında şakkadanak kapılmışım (ilk görüşte aşk)
* aman şablonu kırmayalım (sıradan aşk)
* ağrısız şahsiyet kanatılır (karşılıksız aşk)
* arada şizofrenlik kaçınılmaz (platonik aşk)
* aman şahan kaçmasın (tv programı aşkı)
* abi şampiyonluk kesin (takım aşkı)
* abramovich şevçenko`yu kapacak (transfer aşkı)
* avrupa şirazeyi kaçırdı (dış politika aşkı)
* abe şugar kapçıkağızlı (roman aşkı)
* alex şahlandırıyor kadıköy`ü (fenerbahçe aşkı)
* asın şuh kadını (bağnaz aşk)
* avşar şutladı kaya`yı (magazin aşkı)
* arboretum şebboyu kıskanır (botanik aşkı)
* amirim şüpheliyi kaçırdık (görev aşkı)
* aman şahane kitap (okuma aşkı)
* ahlat şerbeti kesmez (tatlı aşkı)
* arsız şov krallığı (reyting aşkı)
* az şnitzel de koysana (gırtlak aşkı)
* acur şalgam kabak (kabzımal aşkı)
* acımam şamdan`ı kapatırım (bonkör aşk)
* aslında şurup da kesmez (bir grip aşk)
* ayran şarap kokteyli (midesiz aşk)
* abicim şerefsizim ki kaçırmadım (yalan aşkı)
* amanııın şamdan`a kapağım (şöhret) - aşk bir süreliğine hayattan istifa etmektir.
- yalan dostum aşk diye birşey yok aşk dediğin 3 günlük eğlence bilemedin 5 gün sürsün kapılıpda sürünen çok!
- a:acıya
ş:şikayetsiz
k:katlanmak
(bkz:a.ş.k neyin kısaltması) - mantığın olmadığı gerçek durumdur. askerlikle kıyaslanamaz bile. insanı yaşlandırır, ayrılıklarla döşeli aşklar. ayrılık varsa eğer ve insan seviyorsa gerçekten, yılda bir kez görüyorsa üstelik, sürekli özlem çekiyorsa; işkence tadında idame ettirdiği ruh alemi, anlamsız davranışlar, kopuk bir algılama, çevreye karşı bencilliktir ona eşlik eden. aşık insan her boku yer, her boku yemeye hakkı olduğunu düşünür. seviyordur ne de olsa üstelik seviliyordur da. kuzey ırak`a girme hakkı bile vardır.(bkz: biliyoruz da konuşuyoruz)
- hayal gücünün aklı yenmesi
- cinsel çekimdir.arzu etttiğimiz kişiye ulaşamıyorsak aşk doğar.
- insan olmadan, olamayan bir şey. tanrı gibi bir şeydir, yok olduğunu bilirsiniz, fakat yinede inanır, yaşarsınız.
- aşk ı öyle çok uzun anlatmayla falan olmaz( bence) bir derinliği yoktur.anlık bişey.
ya da duygusal olarak ölüp tekrar doğmaya ihtiyaç duyduğunuzda daha ruhlar birbirini görmeden tanışır.bu karşılaşma için de tüm evren iş birliği yapar.
belki içimde doğurduğu umut haklı çıkar belki bana hayat verecek yağmurun yağma olasılığı vardır hala ve evet belkide tanrı çocuklarını seviyordur.
ya da;çok yalnızsınızdır bir gün daha bitmiştir kılık kıyafetinizin hiçte gözkamaştırıcı olmadığının çevrenizdeki insanların size hiçte istediğiniz kadar yakın olmadıklarının sürekli bilincindesinizdir.bir gün karşınıza öyle biri çıkarki,ağlamak istersiniz.
yada bir insanı tanıdığın için kendini dünyanın en şanslısı hissetmen.
`aşkın gözü kördür dedikleri doğrudur`.eğer uzun süre devam etseydi insanlar delirirdi.en fazla üç ay.. - sesinin kötü olduğunu bile bile ,sevgilinin penceresi önünde ,ona serenat yapmak.seni seviyorsa buna katlanabiliyorsa işte aşk.
- somut bir kavrama duyulduğunda anlamsızlaşan. ulaşılmazla var olan duygu
- karşılıklı olduğu zaman alıp götüren duygu.. bir insanı bütünüyle kabullenmek herşeyini sevmek.
- ne param var
yar gezdirecek
ne de bir kulubem
misafir edecek
bana ask ne gerek - bazen onun hoşuna giden şeyleri yapmak
- bir nil karaibrahimgil veya irem şarkısıdır.
- aşk dünya yüzündeki kelimelerin; en anlamlısı, en öldürücüsü, en devrimcisi, en acı vereni, en yıkıcısı, en yükselteni, en düşüreni, en korkağı, en kaçağı, en cesuru, en yalancısı, en, en, en. . .
aşk insanı değiştiren, duvarlarını yıkan sey. . .
aşk insanı dibe sokan, boğan, paçavra eden, rezil eden şey. . .
vazgeçilmez olan; insanlığını, ruhunu ve bedenini hissettiren. . . - aşk meşk diyorlarya benim gözüm meşkte be böcegim.ben bu aralar şık filn olamamda iyi meşik olurum. aşkı insanlar gerçek dünyalarında yaşıyorlar bende meşkimi hayallerimde yaşıyorum. hayallerim dediysem gerçek hayal bunlar, asla olmuyacak. elbette aşık olacagım hemde öyle bir olacagımki böcegim kalbimde bırıken duygular angel şelalesi gibi akacak.oldukça derinden yüzeye çıkacak.kalbimin derinliklerine verecek zararını yüzeyde ise masum bir görüntü kalacak onun adı da aşk olacak.işte aşk şelale gibi düştügü yere zarar verir,görenlere ise mutluluk.
aşk güzeldir,aşk insanı insan yapar yeniden.aşk en mutlu anında en büyük acıyı tattıdır.aşk hayallere götürür insanı,hayaller ise mutluluk verir.aşk aşk aşk.
bir hayalim vardır sevdigim kıza taksim meydanındaki kuşların yanında soracagım seni ne kadar seviyorum diye.sonra öyle bir kaldıracagımki kollarımı kuşlar üzerine uçacak korkacak ona diyecegimki sevgim o kadar büyükki ondan korkacaksın. - bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz.
sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki. epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.
sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini..
hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.
nazım hikmet - hayata alınan kısa moladır bir tür narkoz gibi uyandığınız da hatırladığınız narkoz verilmeye başlandığı sırada geriye doğru coşkuyla saydığınızdır 10 . 9 . . 8 . .7..
- karmaşık birşeydir. biraz yalnızlığa isyandır. biraz şehvet tutkusudur. biraz da kutsaldır. birilerine ait olmak hissi ve de birisinin sana ait olmasını istemektir.
- bitmek bilmeyen hatalar silsilesi.
- aşk bir zihinsel hastalıktır.
- kavuşamazsan aşk olur. (bkz:aşık veysel)
- insanın kendine yakışanı giymesidir.
- aşk görülebilir tanrı bulmaktır( tanrı dişi ya da erkek değildir), görünmezi bir bedende içsel beklentilerle şekillendirmek ve ona tapmaktır. " insan aşkında, tanrınında efendisidir" diyenler haklıdır.
(bkz:üstad zangoçus demiş ki) - "bilindiği gibi aşk kelimesinin bir anlamı da sevgide ölçüyü aşmak, sınırın ötesine geçmek demektir. bu yüzden her sevgi aşk olmaz ama aşk mutlaka damıtılmış sevgidir.
arifler katında aşka düşen kişinin dört hali vardır:
kabz: tutukluk, sıkıştırılmışlık hissi ve hesaba çekilme.
bast: açıklık, zihnin açık gönlün şen olması.
sekr: sarhoşluk,kayıtlardan ve alakalardan kurtulup yanlızca sevgili ile oluş, onda kendini yitiriş hali.
sahv: ayıklık, kendinden geçen aşığın yeniden kendine gelmesi.
aşkın en aşkın ve taşkın hali sekrdir. sekr halinde aşık ne söylediğini ne de yaptığını bilmez. burada bilinçsizlik değil, irade dışılık söz konusudur. aşkın hakimiyeti insanı sekre sürüklediği gibi, irade de aşkı giderip kişiyi sahv haline döndürür.
aşık sekr halindeyken ağzından çıkan şath (paradoksal söylemler, görünüşte küfür ve saçmalık gibi görünen ama yorumlandığı vakit derin anlamları olan sözler) yüzünden sorguya çekilemeyeceği gibi, sahv halinde iken de bu söylediğini yalanlamaz. çünkü bunlar aşığın değil, bizzat aşkın çıkarımları, sevgide aşırı gitmenin sonuçlarıdır. öyle ki bu ileri gidiş, aşığı maşukta kaybeder, seven ile sevileni aynılaştırır."
(iskender pala / kitab-ı aşk, s:77-78) - hiç bir zaman mantıklı bir açıklaması olmayan duygudur.zaten aşk demek mantıksızlık demektir,mantıklı düşünememek,karşındaki ne isterse onu yapmaktır,herşeyi ona bağlamaktır.birçok anlamı vardır ama gerçek olan hangisidir bilinmez.
- bazen kendini bulmak, bazen de kaybetmektir.
- kadife eldivenli gözüne inen bir yumruktur. ne zaman nerden geleceği hiç belli olmaz.
- aşk dokunmaktır, doya doya sevişmektir.
- varlığı ya da yokluğu ispatlanamayan bişi...tanrı misali
- bir bok kabuğudur ancak bokun kabuğu yoktur
- ulaştığında da bitmeyendir.aramakla bulunmaz,lakin bulanlar arayanlardır gibi bir şey yani.her durumda karşınıza bir paradoks çıkıyor.olur bole arada.
- ruhumuzu doyurmak için pişirdiğimiz,yemek.sıkılınca kusarız bu böyle gider.ye,kus.ye,kus.kus,ye.
- aşk nefrete ne yakınsın.
- aşk fedakarlıktır
- altına herkesin bir açıklama yazma gereği duyduğu bir başlık
- bazen ödüldür, bazen de işkencedir kişiye
- o şahıs söz konusu olduğunda veya aklınıza düştüğünde bedeniniz ruhunuza dar geliyorsa, sanki tüm iç organlarınızı kaybetmiş gibi hissediyorsanız, içinizde sürekli kontrolsüz bir hızla akan ve durdurulamayan ateşten bir nehir peydah olduysa, kaybolan mideniz yerine o bölgeye onyüzbinmilyon kelebek yuva yapmışsa, gönlünüzün fersahlarca genişlediğini ve dört duvarın gözünüze dar geldiğini hissediyorsanız bu duygu bütününe topluca ve kısaca verdiğimiz addır efenim.
- rüyada sevgilisi ile başka birisini görmek, kadın için, tehlikeli bir rakibi olduğuna erkek içinse sevgilisinin kendisine çok sadık olduğuna, işarettir. aşık olduğunu görmek çok mutlu olacağınız anlamına gelir. bu rüya, çevrenizdeki insanlardan memnun olduğunuza, sıkıntıdan uzak olduğunuza işarettir.
- kaybetme korkusuyla ona sahip olma ve ait olam duygusunun aynı anda yaşanılması cehennem bir duygu işte onsuz da herşey mükemmel olacak o olmadan da ben vardım naraları atmakla aslında onsuz bir hiçim o olmadan ben yaşayamam yakarışları arasında gidip gelmektir
- "aşk dediğin şey, sonsuzluğun kanişlerin ulaşabileceği bir düzeye çekilmesidir, benimse bir onurum var" ferdinand bardamu böyle der gecenin sonuna yolculukta. haklılık payı var.
- (bkz:yalan dostum aşk diye bir şey yok)
- mister no grubunun güzel şarkısı
şöyledir sözleri:
yağmurlu bir gün bugün sokağı seyretmek en güzeli
aklımda şehir dolusu söz bir köşesinde derin bir uyku
kapım çaldı gelen sendin davetsiz ama beklenendin
birer kahve içmeliydik seninle konuşmalıydık eskilerden
aşk zamansızdır bir sabah gider yanından
acı çekmekden mutlu olmak herşeyi güzel kılan
aşk mutlu sonlar arama boşuna
hayat zaten bir hikaye yarım kalan
bu caddeler sokaklar ve ışıklar
bizi anlatan herşey aklımda
şu şarkıyı bana yollayan olursa bahtiyar olacağım. - başlangıçtan-sona "aşk"
bir kıvılcımla başlar, sen ne olduğunu bilmeden bir yıldırım düşer, tıpkı insanın ilk ateşi bulması gibidir!
yaklaşmaya korkarsın yürek ister çünkü o küçük kıvılcım sana bulaştığında seni alıp yakabilir ve kül edebilir.
bir an gelir cesaretlenirsin ve onun sıcaklığını hissedersin.
her dokunuş, her yanında duruş, her el sürme seni ısıtır.
o ayazda daha çok ısınmak istersin,
onu alır bir kuş misali gögüs kafesine koyarsın.
artık içinde bir kor vardır ve seni, için için yakmaya başlamıştır yerinde duramazsın.
onu beslersin beslersin ve beslersin bir an büyür içine sığmaz besledikçe büyür.
bir de bakarsın alevler gökyüzünü sarmış ortalık toz pembe olmuştur.
artık ısınmaktan çok yanmaya başlarsın.
ve bir gün hiç beklemediğin bir anda bir fırtına karanlıklar içinde korkunç bir fırtına çıkagelir.
yine şimşekler çakar. gözyaşı yağmuru sağanak halinde başlamıştır.
gittikçe şiddetlenir ve alevler küçüklmeye, küçülmeye, küçülmeye başlar.
gözyaşları sel olur ve akar yüreğine
yüreğindeki ateşten geriye ıslak - çamurumsu bir kül kalır.
sen onu elinde tutmaya çalıştıkça o elinden akıp gider.
gerçekten aşk sona ermişse artık sadece elinde gri bir çamur birikintisi kalır.
ama daha sona ermemesini istiyorsan külleri dağıtmaman gerekir.
çünkü yıllar sonra o fırtınanın izleri, yaraları, harap ettiği herşey düzelmeye başlar, bunun için beklemen çalışman gerekir,
ve yıllar sonra güneş bir anda bir gülücükle doğuverir.
ve küller kurur içerisinde saklı kalmış bir kor tanesi.
seni ısıtmaya başlar.
beslersin ve aşkın bir ânkâkuşu gibi küllerinden doğuverir.
sesi kulağını okşar.
parlak tüyleri göz kamaştırır.
bu güneşin senin için yeniden doğuşunun habercisidir. - aşk;
insanların kendilerini bir boşlukta hissettikleri duygu karışımıdır.
ayrıca(bkz:yalan dostum aşk diye bir şey yok) - varlığında her şey yokluğunda hiçbir şeydir
- bir mıknatısın manyetik ya da manyatik alanına girmektir. takıntı yapmaktır. sürekli onu düşünmektir. bu bir insan da olabilir ya da bir eylem, futbol gibi; bir nesne de olabilir, pişmaniye ya da kokoreç gibi.
- hızlı kilo kaybı, sürekli mutluluk hali, uykusuzluk, midede hissedilen kelebelek etkisi gibi belirtileri tespit edilen bir hastalık. tedavisi öncelikle sevdiceğe kavuşma sonra bol bol buluşma, akabinde öpüşme, koklaşma ee tabii sonrası zamanla monotonlaşma ve sıradanlaşma.
- var mı beni içinizde tanıyan?
yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
kalmasa da şöhretimi duymayan,
kimliğimi tarif etmek zor benim.
bülbül benim lisanımla ötüştü.
bir gül için can evinden tutuştu.
yüreğine toroslar'dan çığ düştü.
yangınımı söndürmedi kar benim.
niceler sultandı, kraldı, şahtı.
benimle değişti talihi bahtı,
yerle bir eylerim tac ile tahtı,
akıl almaz hünerlerim var benim.
kamil iken cahil ettim alimi,
vahşi iken yahşi ettim zalimi,
yavuz iken zebun ettim selim'i,
her oyunu bozan gizli zor benim.
yeryüzünde ben ürettim veremi.
lokman hekim bulamadı çaremi.
aslı için kül eyledim kerem'i.
ibrahim'in atıldığı kor benim.
sebep bazı leyla, bazı şirin'di.
hatrım için yüce dağlar delindi.
bilek gücüm ferhat ile bilindi.
kuvvet benim, kudret benim, fer benim.
ilahimle mevlana'yı döndürdüm.
yunus'umla öfkeleri dindirdim.
günahımla çok ocaklar söndürdüm.
mevla'danım, hayır benim, şer benim.
kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
görünmezim cismim de yok, resmim de
dil üzmezim, tek hece var ismimde
barınağım gönül denen yer benim
benim için yaratıldı muhammed
benim için yağdırıldı o rahmet
evliyanın sözündeki muhabbet
embiyanın yüzündeki nur benim
(bkz:cemal safi) - otoporto'da en çok açıklanan başlık
- gülümseten. ve bok çukurunun içinde bile güllerle donatan insanı. öyle birşey ki; güç verebilen. sevaşın bile ta orta yerine sürükleyebilen. güçlendiren. tam yılmışken yaşama sevinci verebilen. mutlu edendir aşk. olabilene.
- vay gidi ömrüm, sen kazan diye ben hep kaybettim, diye bir söz var. melon şapka tarafından söylenmiş. elliküsür tane laf kalabalığı var bu sitede aşk hakkında yazılmış. 3 taneyi geçmez içini döküp, içinden yazanların sayısı. işte bugünkü sosyal psikolojisi dünyanın. çünkü bu internet ve sosyal bir ortam. eğer içinde, korku, zayıflık(!), teslimiyet, belirsizlik varsa kimse umursamaz. 1990'a yakın doğanlara laf yok. onlar, zaten bir yakınlığın, ulaşılabilirliğn(!) içine doğmuş talihsiz insanlar. ama bizim neslimizin çoğu, herşeyi bu küçük azınlığımızın üzerine yükleyip kolaylıkla kaçtı. biz de birbirimizden uzak ve bir avuç kadarız toplasan. bu yüzden etrafımızı hayaletler sardı. içimizdekini, tanrının ilk yüzü olan "söz"le var edebilecek hiçbir yansıma kalmadı aynadan başka. bir varlığı, yokluğuyla anlatıp duruyoruz, bu dünyanın en zor işi.
the temple of love grows old and strong. but the wind blows stronger, long and cold.
bazen, böyle sarhoş olup, kayışı koparana kadar zorlayınca ışığı hatırlıyorum. aşk, adını ışıktan alır. bizler, bize lutfedileni öğrenebilmemiz adına katılaştırılmış birer ışıkız. zavallılığımız anlaşılmasın diye daha da sertleşiyoruz. kendine dönmenin bir bedeli var tabii. kimsenin gözü yemez çünkü kimse bastığı yerin gerçekliğine inanmıyor. inanmamak da başka birşey. aslında kimse birbokunfarkındadeğil.
bazen sarhoş olup, onu hatırlayınca, masada kim varsa ona anlatmaya çalışıyorum. daha ilk saniyede en uygun bir yorum geliyor. olum işi bok etmişssiniz, ulan insan senelerini verir mi tek bir kıza, olum al benim cep telefonumdan ara.
biz, birer mabet olduğumuz için, dokunmak, öpmek, seni seviyorum demek bile sakındığımız birşeydi. insan ne kadar genç olursa olsun, içinde o varsa, onun ne istediğini ve neye bedel olduğunu anlıyor. 80'lerin başında "söz" insanların elinden alınmaya başladı. boşluğu, güzel hareketler ve kusursuz yüzlerle doldurmaya başladılar. sözel çağ beklenmedik bir şekilde bitti. bu yüzden, kendi alanımızı yaratıp bedelini ödeyip, ne konuşmak için izin verdik kendimize ne de siyahtan başka bir renk giyinip etrafta dolaşmak için. bunlar boru değil. hepimize geri dönecek bir gün. sid vicious'un hayatını seyrettim dün. aptal punk'ların bile bugünkü gençlikten daha gerçek bir hareket noktaları varmış. (just where you get off is enough) hepsinin suratı, saç şekli birbirine benziyor. herkes kusursuz, defosuz bir biblo gibi sırıtıyor. kullandığı bir avuç sözcük hep aynı ve sadece düzmece bir ortaklığı kollamak için söyleniyor. bizim de bir ortaklığımız vardı. biz, filmler ve reklamlarla katledilen sözlerden çekindiğimiz için, susarak kollardık krallığımızı.
aşk onlar için, bu yüzden, gitgide beyaz, pürüzsüz amerikan kasabalarına benzeyen sokaklarında gördükleri bir çukur gibi. varlığını hala biliyorlar, ne güzel. ama düştüklerinde nereye düşeceklerini bilecek anıları kalmamış. ya da hiç olmamış. aşkı, birbilerinden yedikleri kazıklardan hatırlıyorlar. biz de birbirimize kazık attık. ama sebepler böyle kabak gibi sırıtmıyordu. çukurlardaydı, kendimiz bile anlamıyorduk.
işte bu yüzden aşkı, kimse içinden anlatmıyor. kenarından, köşesinden, uzağından. çünkü artık, farklı bir boyutun yoğunluğunda. dokunan yanar. atalarına yaptıkları ihanet için yanacaklar da. birgün, bütün bunlar hepimize geri dönecek.
aşk gelince aklıma senelerdir görmediğim, bir tek insan geliyor. çelik teller üzerinden çiçekler gönderiyorum. farkedince, acıyla yüzünü çeviriyor. tek gerçek ulaşım yolu bu artık.
metin üstündağ'ın söylediği gibi "bazı şeyler ukte kalmalı". elimizde, hayat boyu sürecek bir hediye kalmalı. bir yansıma ve bir yön.
böyle bir zamanda ve yerde, onu tek bir şarkıyla düşünüyorum çünkü herşey bir karadelik gibi üç-beş basit cümleye sığıyor kendiliğinden.
i'll kiss away your tears and fears.and i'll kiss away those hurting years.and i'll kiss away those cruel dark hours. and i'll kiss you until heaven sends you. - şimdi sıçtık dedirten,
ben şimdi napıcam diye düşündüren daha sonra çok mutluyum en son da Allah onun belasını versin ile biten bir duygu. - aşk; üreme iç güdüsünün tavana vurmasıdır.
- yıllardır birbirlerini tanıyan kimseler arasında dahi bir tarafın diğer taraftan nefret etmesine sebep olan lanetli bir sevgi türü.
lanetli olmasının sebebi sürekli aşktan dem vuran kimselerin aşık olanları kıskanmasından kaynaklana bir olgu olduğunu düşündüren bir durum. ve kavuşamamış aşıkların beddualarından yada sevilen kimsenin seven kimseye olan beddualarından kaynaklana bir durum - şebnem ferah'ın perdeler albümündeki en güzel şarkılardan biri.
toprağın altında sarmaş dolaş köklerle
bağlanmışız birbirimize cennet gibi bir yerlerde
kader varsa benimki bu olsun
aşk masalsa gerçek olsun
aşk
bağlanmış kökler gibi hayat veren toprak gibi
tüm anneler gibi güçlü olsun
camdan sızan güneş gibi gökte yıldızlar gibi
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
sonsuz olsun
toprağın üstünde yanyana duran çiçeklerde
sarılmışız birbirimize cennet gibi bir yerlerde
kader varsa benimki bu olsun
aşk masalsa gerçek olsun
aşk
bağlanmış kökler gibi hayat veren toprak gibi
tüm anneler gibi güçlü olsun
camdan sızan güneş gibi gökte yıldızlar gibi
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
sonsuz olsun
toprağın altında toprağın üstünde
hatıralarımda rüyalarda
bağlanmış kökler gibi hayat veren toprak gibi
tüm anneler gibi güçlü olsun
camdan sızan güneş gibi gökte yıldızlar gibi
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
bağlanmış kökler gibi hayat veren toprak gibi
tüm anneler gibi güçlü olsun
camdan sızan güneş gibi gökte yıldızlar gibi
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
sonsuz olsun - en komik çoğalma bahanesidir.
- egonun efendisidir.
- zihinsel bir durumdur.
- ''dünyanın en saçma şeyleri de burdadır,en güzel şeyleri de.''diyerek yılmaz erdoğan'ın özetlediği fiziksel + kimyasal durum.
- 5. veya 6. katlardan kendilerini aşağı atmaya yeltenen genç erkeklerin eyleme girişme sebebidir. . onlar için bu aşkdır lakin genel anlamda bakıldığında ise karşılıksız aşkdır.intihara teşebbüs etmeye sebeptir mesela insanlar için, peki aşk insanı ölüme götürüyorsa neden herkes yaşama mecburiyeti hissetmektedir. . ölüme yaklaşmanın en kolay yoludur aşk, biraz daha uzağı ise platonik olanıdır. . bir yere gömülür, bu sizden öncedir az da olsa kardasınızdır.
- erzurumlu pazarcı amcanın deyimiyle aşk,buz gibi havada dışarda kalmak gibidir ikisinide yaşamadan anlamazsın.
- başlangıcı en güzel duyguların birikimidir. sonrası hepsinden zamanla uzaklaşmadır.
- karşılaşılmasından hem korkulan hem umulan olağanüstü his.
- insan her şeyi elinde tutamaz hiçbir zaman
ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
mutlu aşk yoktur
louis aragon - geçici delilik.
- elveda dedikten sonra bile keşke dönse diye beklemek.
- insanı ya bulutların üstüne çıkaran , ya da yerin dibine sokan olay.risk almak bir nevi
- bir gün içerisinde ruhunuzun ölüp de dirilebileceği,başka bir dünyaya doğru göçüp,hiç gelemeyebileceği,kendini yok etme arzusu ile aşık olunan kişiyi yok etme arzularının barınabileceği,aynı gökyüzünü paylaşabilmenin bile büyük bir anlam ifade ettiği,hiç ulaşılamayan,ulaşıldığında da büyüsü kaybolacak olan duygu.kelimelerin tarif etmek için yetmediği kısır bir melankoli.
- bilinmezliğe karşı duylan meraktan ibarettir
- (bkz:aşk dogmatik başlar septik septik devam eder)
- aşk vakti geldiğinde kendini herkese veren orospudur.
(bkz:aşk orospudur) - aşk yoktur az votka vardır.
- en sinsi katildir.
- hissedilebilecek en yüksek dozaj duygulardan biri. hep onu görmek, hep onunla beraber olmak, sesini duymak istediğin, yanındayken bile özlediğin, herkese ondan bahsetmek istediğin an yaşadığın duygudur. aşkın ömrü 7 aydır diyen bilim adamlarına, "hadi ordan be siz aşkı yaşadınız mı nerden bileceniz?" diye kafa tutmanı sağlayan duygudur. sevdiğin insan için mükemmel olman gerektiğini düşündüren, hayatta bir ya da iki kez başa gelebilecek, nefes aldığın için bile kendini mutlu hissettiren, her şeyden zevk aldıran, uzun bir süre aynaya bakarken yüzünde anlamsız bir gülümse oluşturan duygu yoğunluğudur.
- "ben, iki insanın daha yüce hakikati bulmak için, bir ihtirası paylaştığı bir aşk düşünüyorum"
(bkz:friedrich wilhelm nietzsche) - sonsuz bir aşk yoktur. .
her aşkın bir sonu vardır. .
aşklarda tıpkı aşık olanlar gibi doğar ve ölürler. .
edebi aşk yoktur. .
aşk;
ya bir gün biterek son bulur yada bir gün ölerek son bulur. . . - işi bittiğinde buruşturulup çöpe * atılası şeydir.
- acı'nın anlamdaşı olan kelime. zira kavuşma varsa aşk yoktur. aşk, sıradan bir sevginin kavuşulamayan kişiye karşı hissedilmesi ile aldığı isimdir.
- altın bulmuş madencinin sevinci gibi bir şeydir, tamamen duygusaldır.
- önünde sonunda bitecek bir şeydir.
- % 10 'u merak
% 15 'i acizlik
% 15 'i özlemek
% 25 'i cinsellik
% 15' i hayranlık
% 10 'u sevgi
%10 'u heves - yaşanması gerekirken tarif edilmeye çalışmayla vakit kaybedilen salak olgu. en büyük düşmanı mecburiyet, en güzel hali ise gizli yaşanmasıdır. isteyerek, severek salaklığı kabul etmektir.
- fiziksel gereksinimleri minimuma indirgenmiş, duygusal frekansı yüksek bir yaşam biçimidir. buraya kadar % 100 alıntıdır.
parmak uçlarınla dokunmaktır. bu da bendendir. - aşk farklı bir bedende kendine dokunmak mış. garip bir olay genelde metabolizmaı bozdugu söylenir.
- otostopçunun galaksi rehberinde mümkünse uzak durulması tavsiye edilen, fakat varoluşumuzu tatlandırmak için uğruna ısrarla bu öğüdü dinlememeyi seçtiğimiz sarhoş edici, baş döndürücü histir. cinselliği de tatlı ve anlamlı yaptığı için mecbur hissedilen duygudur.
- insanın hayvani tarafını göstermek istediği kişiye olan hisleri bütünü
- şebnem ferah'ın akck* albümünden iki numaralı parça. söz ve müzik şebnem ferah'a aittir. düzenlemesini ise ozan tügen'le beraber yapmış bulunmaktadır.
toprağın altında
sarmaş dolaş köklerle
bağlanmışız birbirimize
cennet gibi bir yerlerde
kader varsa benimki bu olsun
aşk masalsa gerçek olsun
aşk
bağlanmış kökler gibi
hayat veren toprak gibi
tüm anneler gibi güçlü olsun
camdan sızan güneş gibi
gökte yıldızlar gibi
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
sonsuz olsun
toprağın üstünde
yan yana duran çiceklerde
sarılmışız birbirimize
cennet gibi bir yerlerde
kader varsa benimki bu olsun
aşk masalsa gerçek olsun
aşk
bağlanmış kökler gibi
hayat veren toprak gibi
tüm anneler gibi güçlü olsun
camdan sızan güneş gibi
gökte yıldızlar gibi
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
sonsuz olsun. - aşk yeryüzünde kırgındır.yolunu kaybetmiştir, biraz şiirde, biraz müzikte bulur kendini.
- akıl bize özgür olmayı emreder önermesini itin götüne sokup çıkaran şeydir. doğanın efendisidir ve tanrılara bile posta koydurtur.
- kaybedildiğinde bulunan yada kaybetmeden önce bilinmeyendir. insanoğlunun kibirinden midir bilemem, ihtimaller dahilindeyken önemsenmeyen, ufuk çizgisinde görünmez olduğunda ise "onsuz olmaz" olandır. kıymeti kaybı ile anlaşılanlardandır.
- aşk tanrı gibidir inanmazsan yolundan şaşarsın inanırsan kendini yolunu bulursun inanmakla kalmayıp biraz daha içeriğine sahip olayım dersen insanı çıldırtır.insani yetilerle kavranması güç ancak inkarı da imkansız olandır
- aşk gerçekten de tanrı gibidir;
işin kolayına kaçmak isteyenler nasıl basitçe tanrıya inanıyorlarsa, aynı mantıkla aşka yaklaşanlar da aşka inanırlar. halbuki sorgulayanlar bilirler ki aşk denilen şey hormonlarımızın bize bir oyunudur. - edit: tanrı da aklın bize bir oyunu olabilir
- aşk yok olmaktır, hiç olmaktır, yokluk ile mutlu edebilmektir içindeki hayvanını.
- koşulsuz teslimiyettir aşk çoğu zaman.sel sularına kapılmak gibi yani, nereye götüreceğini bilemezsiniz ama kurtulmaya da çalışmazsınız.zaten kurtulmaya çalışırsanız pençelerini çıkaran bir yırtıcıya dönüşür aşk, parçalamadan da bırakmaz zaten.bittiğinde yara bere içinde kalmışsınızdır, her yeriniz kırılmış dökülmüştür, ilmek ilmek sökülmüşsünüzdür.aşk, tuzağına düşürene kadar güzel, hoş gibi görünse de, eline geçtiğinizde verdiği tüm güzellikleri, mutlulukları misliyle geri alacaktır, burnunuzdan getirecektir.
- aşık olan insanların beyin onur ilik sıvısında virüslerden kalıntılar bulmuşlar bir araştırmada.
antiviral alırsan geçer. - üzerine tıklandığında ask denen bir gerizekalı başlığın yerine açıldığı lanet olası başlık. herkesin hakkında bir fikri olupta doğru düzgün, eline yüzüne bulaştırmadan yaşayamadığı acaiplik. kontrollü olmayı sevmeyen karşılığında şiddet ve zorlamayı isteyen, getiren. sevgiyle karıştıranları çok olsa da bu durumu iplemeyendir.
(bkz:sevda) - parmak uçlarınla dokunamamaktır.
- yine mi sen, hem neredesin sen bu saate kadar, bu zamana kadar ha diye fırça atılacak kavramdır.
- hakkında herkesin konuştuğu ama gerçekten anlatamadığı, fiziksel ve duygusal ortaya karışık duygular sepeti.
- koray candermir'in bir şarkısıdır.
- aşk başlığına yazarken yanlışlıkla ask a yazmaya sebep olabilen başlık.
- (bkz:aşk bir sudur iç iç kudur)
- ızdırabın kısaltılışı
- her zaman çoğaltmaz. bazen de tüketir. onun için denebilir ki; tükenmez de tükenir.
- şartsız bir şartlanmadır.
- saf ve duru insanları sever aşk, beyninde binbir tilki dolananları değil, zaten bin tilkiyle dolaşanlarda aşkı sevmez, onların sevdiği bel altı şeylerdir ama nedense hep aşksızlıktan yakınırlar.
- zaman içinde yok olacağı umulsa da öyle kolay peşini bırakmaz insanın
- muhtemelen en çok entry girilen baslık.
- yüzünde aptal bir gülümseme oluşuyosa o aşktır. (bkz:bence)
- aşk çamur gibidir. bulaştığı tende zamanla temizlenir, taa ki bir başka çamur bulaşana dek. ve yine, yeni, yeniden . .
- kişiye durmadan arabesk dinletendir.
- ölümdür tek başına yaşanan;aşk iki kişiliktir,doğru zamanda doğru insanla yaşandığı müddetçe
- yanındayken bile onu özlemektir.
- hayal ve saplantı.
- (bkz:tanımıyorum)
- çoluk çocuğun diline düştüğünden beri, birkaç saatlik ilişkilere malzeme edildiğinden beri büyüsünü yitiren duygu.
- aşk heyecan halidiriçin sürekli kıpır kıpır eder gözün yoldadır gönlün hardadır biranda dalar gidersin şair nedemiş tahir olmakta ayıp değil,zühre olmakta ve aşk yüzünden ölmekte demiş bence doğruda söylemiş
- tüm bu saçmalık içinde en gerçek en güzel duygudur.
(bkz:gerçek aşk) - bir gün çimdiklenmişçesine irkilip bir süredir kendinin bile anlam veremediğin şeyler yaptığını farkettiğinde sebep olarak göreceğin şeydir.* genellikle bitince farkedilir.
- sevdiğiyle evlenmezse ölecek hastalığının etkenidir.
(bkz:sevdiğiyle evlenmezse ölecek)** - aşk;iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır beklentidir
aşk;zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır kabullenmektir
aşk;şimdi zamanı değil diyebeklemeyi bilmektir sabırdır - aşk dilsizi bile dile getirendir.aynı burada en çok yazılan başlık olduğu gibi.ya da bir şiirde anlatıldığı gibi,
aşk belki;
her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi.
ama; kendimden bile önce tanıdığım.
her saniye yeniden doğmak gibi.
ama, asırlardır süren.
kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu.
yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu.
ılık avuçlarında, kar taneleri.
güneş sıcağı, gözleri.
ve sözleri.
ve sesi.
böyle olmalı aşkın tarifi.
ki, tarif edilememeli.
'resmini çiz!' deseler.
bacası tüten bir ev belki.
belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir.
veya kaldırımların kanına giren.
aşkın ayak sesleri.
'resmini çiz!' deseler.
her köşe başı ıhlamur kokar.
yağmur kokar.
'resmini çiz!' deseler.
şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm.
veya.
gecenin koynuna bırakılan gözyaşları.
gizli ve mahcup.
aşk, istemektir belki.
belki bir ticaret; pazarlıksız.
bedeli kalbinizdir. bedeli herşeydir.
sonrası bir uzun yolculuk.
sonrası; nasip!
tarifini sorsalar.
her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi.
az kalsın ölüyormuşum gibi. - en güzeli imkansız olanıdır.
- yeryüzüne salınamayacak kadar çok miktardaki arzunun içine girdiği kılıftır.
- zamanı unutturan acaiplik.
- zaten hakkında yazılacak olanın yazıldığı başlıktır. ancak çorbada benimde tuzum bulunsun diye; lise dönemindekiler salakçadır, gereksizdir, zararlıdır, derslerinizdeki başarınızı da etkiler.
- space-dye vest'teki tanımıyla:
love is an act of blood* - baskasının hesabına yasamaktır aşk. aşık olunduktan sonra ben kalmaz, herşeye onu da dahil edersin. bir an bile çıkaramazsın aklından, hep onu düşünür, hep onunla olmak istersin, sürekli bahaneler yaratırsın onu görebilmek adına. ve şefkat duyarsın onu gördüğünde, kimseye olmadığın kadar hoşgörülü olursun.
- tarkan'ın karma isimli albümünden bir parça:
yıllar yılı gülmedi yüzüm
buralara doğmadı güneş
ben hep güzüm
baş edemedim
ben aşksız edemedim
medet umdum hep fani para puldan
anladım yalan dünya malı
yalnız edemedim
ben aşksız edemedim
hey
ama seni gördüm göreli
ateşine düştüm düşeli
gün doğdu sabahlarıma
hey
seni gördüm göreli
gözlerimiz sevişeli
gün doğdu rüyalarıma
sen o bildiğim bütün aşk bahçelerinin en nadide çiçeğisin
ta ilk bakışta vurdum mühürü kalbime
sen ezelden vazgeçilmezimsin - aşk: enzimlere benzer. sustratı ne olursa olsun, kendine özgü katalizörü olmadan bir bok olmaz.
- koray candemir in kariyerindeki ilk ve şimdilik tek solo albümünden güzel bir şarkıdır. koray candemir bu şarkıyı kargo ara döneminde yapar ve tek başına da güzel şeyler yapabileceğini ispatlar. güzel şarkıdır. can yakar.
duruşuyla, bakışıyla, yatışıyla, sevişiyle, gülüşüyle sizi farklı bir aleme götüren bir sevgili. ayrılık. ve sonrasında sessiz, yalnız ve kimsesiz bir şekilde fotoğraflara bakıp bakıp ağlamak.
"yine, yeni, yeniden" demek için:
bu seni üzdü mü? ayrılık seni aldı mı? severim der misin; ben olunca yanında, sen olunca yanımda, biz olunca yan yana? - yüzdeki şapşal gülümseme.
- rabbim, rabbim, bu işin, bildim neymiş türkçesi;
senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi. . .
necip fazıl kısakürek / 1977 - sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
özdemir asaf - karşındakini taşıyabilmek, güçlü olmak.
- yüreğini karşındakinin avuçlarıına bırakmak * * *
- sürdüğü müddetçe sahiplenme, kıskançlık ve tek eşliliği uyandırdığı için cinselliği bastırmak ve kadını kontrol altına almak amacıyla icad edilmiş mittir. bugün kadınların bu kavrama daha fazla bağlı olmaları da trajik bir tezattır, yüzyıllardır süren erkek söylemlerinin kadını nasıl assimile etmiş olduğunu gösterir. maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre cinsellik ihtiyacı sevilme ihtiyacından önce gelir. dolayısıyla insanlığın geneline bakıldığında kaçınılmaz şekilde faşist kavramdır. birilerinin ihtiyaçları yüzünden diğerlerinin daha öncelikli ihtiyacına çomak sokulmuş olur. taraftarları ruhsuz ilişkiyi sevmediklerini söylerler, ama bu da ideolojik bir yanılgıdır. birilerinin açlıktan kıvrandırılması çok daha büyük ruhsuzluktur, ihtiyaçların paylaşarak karşılanmasından ne kadar uzaklaşıldığını gösterir. hippilerin nitekim böyle kapitalist kavramları yoktu veya aşk ile cinselliği ayırabiliyorlardı. sanırım bu gidişatın engellenmesi için hollywood filmlerinin falan da etkisiyle pek çok insan hayalperest ve mükemmel aşk arayışında bağımlılara dönüştürüldü. günümüzde boşanmaların artması da kadınların ekonomik özgürlük kazanmasının yanı sıra bu sebeptendir, çünkü aşkın ömrünün gerek fizyolojik sebepler gerek alışkanlığın monotonluk yaratmasına bağlı olarak en fazla 3-4 sene olduğu söylenir. yaşandığı müddetçe güzeldir de madalyonun diğer tarafı ağır basmaktadır.
- anlatılamaz bir şeydir. anlatılabilse üç harften oluşmazdı zaten. bunu farkeden insanoğlu kestirip atmak, çabucak telaffuz edebilmek için mümkün oldukça kısa tutmuştur kavramın adını.**
- aşk; şaraptır. yıllandıkça fazlalaşan, yoğunlaşan bir duygudur. ayrıca bir kişinin bizim için dünyanın geri kalanından daha önemli olmasıdır.
- bildiğin bir roman gibidir. giriş, gelişme ve son, sonu vardır.
- (bkz:aşk üçgeni)
- elif şafakın son romanının adıdır; mart ayı başında raflarda yerini alacak.
- erkeklerin asla ve asla sahip olmadığı - olamadığı şey. bünyeleri müsait değil bir kere. erkekler aşık olmaz! olmuş gibi yapar.
- bir taş nehre düşmeyegörsün, pek anlaşılmaz etkisi. hafiften aralanır, dalgalanır suyun yüzeyi. belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultuda. hepi topu budur olduğu olacağı.
ama bir de göle düşsün aynı taş. etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı olur. o taş var ya o taş, durgun suları savurur. taşın suya değdiği yerde evvela bir halka peyda olur; halka tomurcuklanır, ol tomurcuk çiçeklenir, açar da açar, katmerlenir. göz açıp kapayıncaya kadar, ufacık bir taş ne işler açar başa. tüm yüzeye yayılır aksi, bir bakmışsın ki her yeri kaplamış. çemberler çemberleri doğurur, tá ki en son çember de kıyıya vurup yok oluncaya dek.
elif şafak'ın son kitabı aşktan bir bölüm. - (bkz:aşk yapmak)
- mesafelere rağmen vardır.
- aşk imiş her ne var âlemde
ilm bir kıyl u kaal imiş ancak
fuzûlî
aşk kim kalbe gıdadır; ne yenir ne yutulur
bir demir leblebidir, çiğneyene aşk olsun!
şinasi - kimilerine göre karşı cinste bulunmayan duygudur, buna göre de tektaraflı aşk yaşanamayacağından, aşk diye bir şey dünya üzerinde yoktur. * * *
- tam teslimiyet isteyendir, dolayısıyla -bir yanım dışarda kalsın- diyenlerde barınamaz.
- 1978'de kent plak'tan çıkan 6. sezen aksu 45'liğinden bir şarkıdır.
şarkının sözleri kendisine, müzik ve düzenlemesi hurşit yenigün'e aittir.
45'likte yer alan diğer şarkı (bkz:gölge etme).
bu şarkı 1978'de çıkan sezen aksu'nun ikinci albümü "serçe"de de yer almıştır.
sözleri:
bak yağıyor yağmur
her damlada gözlerin
bak esiyor rüzgar
rüzgar dediğim de sensin
bak sımsıcak güneş
sevginle ısındı içim
sen, vazgeçemediğim
yanımda bile hasretimsin
güneş doğarken, çiçek açarken
ve hayat geçerken, ben seninleyim
bir gün olur ayrılık kapımı çalarsa
senle yaşanan zaman yeter bana
bak yağıyor yağmur
her damlada gözlerin
bak esiyor rüzgar
rüzgar dediğim de sensin
bak sımsıcak güneş
sevginle ısındı içim
sen vazgeçemediğim
yanımda bile hasretimsin
güneş doğarken, çiçek açarken
ve hayat geçerken, ben seninleyim
bir gün olur, ayrılık kapımı çalarsa
senle yaşanan zaman, yeter bana - sertab erener'in sertab erener isimli albümünden bir parça.
aşk kaç büyümden
aşk dön ölümden
aşk bir sebepten
gel gir dünyama
aşk dön ölümden
bir sebepten, gir dünyama
aşk dön ölümden
geç tenimden, gel gir dünyama
aşk vur yürekten
aşk yak gönülden
aşk geç tenimden
gel gir kanıma - eninde sonunda konunun evliliğe gelmesine sebep olan hadisedir. oysa aşk bireyleri özgürleştiren yeğane şeydir. bunu şuradan anlarsınız. hukuki, ahlaki, ideolojik ve dini her türlü yaptırımı elinin tersiyle itip kendini ortaya koyar. adına "değer" denen şeyleri bir çırpıda kaldırıp atacak kadar başka bir güç ne görülmüş, ne duyulmuştur. aşkın olmadığı yerde özgürlük dahi olamaz.
- zühre ile tahir olmaktır.
- anlamı,hayatın her döneminde,ilişkilerin her döneminde içinden bakılan pencerenin özelliklerine göre daha da bir değişen,içinde yaşanan toplumun kişiye yüklediği ön bilgilerin ışığında çok değişik algılanabilen,hormon salgılanımı ile doğru oranlı,acı çekmekle
aynı familyadan gelen,gelip geçici iyi -kötü anları ile manik depresif bir ruh haline sebep olan yerine göre cinselliğin pazarlanması,yumuşak cancanlı kağıtlarla ambalajlanması,yerine göre acıya ulaşmak isteyen insanın uğramak zorunda olduğu bir basamak, kişiye ve ana göre değişen,tanımı net olmayan hissiyat bileşkesi.
yazdığım başka bir siteden alıntıdır. - kendin hariç herkese ustaca yalanlar söyleyebilmektir.
- aklını bir süreliğine sokağa salmaktır. geri döne de bilir, dönmeye de. . .
- gözü kapalı güvenebilmek, * herşeyi gözden çıkarabilmektir
- şimdiye değin nasıl yaşadıysan,gene öyle yaşayacaksın sanırsın.sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir.etrafındaki kimseye benzemez.kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın.var olanı değil sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o.ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını ,bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın.şamar gibi iner hakikat suratına .sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir,üstad,arkadaş,yoldaş,eş ya da bazen bir çocuk olabilir.önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır.
rumi
elif şafak-aşk - bütün yüzlerde onun yüzünü görmektir.
- kendisine ihanet edildiğinde çekip giden şeydir. iki kişiye veya bir kişiye emanettir. taraflardan biri yüreğinde o varken bile aldatsa, yalan söylese, bir sürü nane yese de sabır ve ısrarla durur.
ne zaman ki bir taraf onu kullanıp karşı tarafa bir nane yedirmeye kalkar, işte o vakit ihanete uğradığını anlar ve asıl ihanetin ne olduğu gösterip, çeker gider.
evet o aşıklara emanet tek şeydir ve kendine ihanet edeni kolay affetmez. kişisel ihaneti bir şey sananlar, aşkın terk ediş sebebini anladıklarında, ne halt ettiklerini anlarlar ama iş işten geçmiş olur.
yani aşk kendisini kullanmaya kalkanın amına kor, ona kurnazlık, sinsilik, güç, yalan, kurnazlık sökmez. yaşamak isteyene sonsuz bir özgürlük verir. bu yüzden inanılmaz gerçektir ve en büyük ilahtır. - (bkz:love is all)*
- (bkz:aşkın kanunu)
- özleyip kavuşamamayı aşk sandık senelerce der gripin hakikaten 3 er milyar kadın ve erkeğin yaşadığı bu dünyada tek kişiye saplantılı bir sevgi beslemek sacma değildir de nedir. halbuki azcık kafasını kaldırsa insan dış dünyayı farketse şu üc günlük ömrünün kıcı boklu bir insan evladının peşinde aşk aşk diye harcanmayacak kadar değerli olduğunu anlardı .ama biz mutluyuz bik bik bik diyenlere sözüm siz aşık değilsiniz zaten aşk ve mutluluk asla aynı yerde bulunmaz evet.
- (bkz:love is good)*
- feci derecede kontamine olduğu için sevgi ile karıştırılmaması gereken sözcüktür. aşk sikişe paravan bulmak, kulp takmaktır.
- ambrose bierce'ye göre tedavisi evlilikle sağlanabilecek geçici bir çılgınlıktır.
- o yokken , karşınızdaki insanlar konuşurken, keşkeo anlatsa diye iç geçirmektir.
- ne kadar yüksek ve ulvi görünürse görünsün,ne var ki her türlü aşk bütünüyle cinsiyet * güdüsünden kaynaklanır.aslında aşk dediğimiz şey sadece daha belirli,daha özelleşmiş ve belki de kelimenin dar anlamında,daha ferdileşmiş biçimiyle mutlak manada bu içgüdüdür.eğer bunu aklımızdan çıkarmayıp bütün evreleri ve seviyeleri itibariyle aşkın,sadece dramlarda ve romanlarda değil,fakat aynı zamanda hayat sevgisinin hemen yanı başinda kendisini bütün dürtülerin en güçlüsü ve en etkini olarak gösterdiği gerçek dünyada da oynadığı önemli rolü göz önünde tutarsak;eğer onun sürekli gençlerin kabiliyet ve düşüncelerinin yarısını işgal ettiğini ve neredeyse her insani çabanın nihai hedefi olduğunu,en önemli işleri bile ters biçimde etkilediği,en ciddi uğraşları saat başi yoklayıp rahatsız ettiğini;zaman zaman en büyük kafaları bile yoldan çıkartıp çılgına çevirdiğini ,devlet adamlarının önemli işlerini ya da bilginlerin araştırmalarını sekteye uğratmaktan çekinmediğini,aşk mektuplarını ve saç lülelerini bakanların evrak çantalarına ve filozofların müsveddelerinin arasına bırakmayı becerdiğini,bir o kadar da en karmaşık ve uğursuz işleri tertipleyip düzenlemeyi,en değerli bağlılıkları çözmeyi,en güçlü bağları koparmayı bildiğini,hayatın,sağlığın,servetin,mevkiinin,mutluluğun zaman zaman onun uğruna feda edildiğini,başka türlü kendi halinde dürüst bir adamı kalleş,bu zamana kadar sadık birisini hain yaptığını ve topyekün amacı önüne çıkan her şeyi yıkmak,karıştırmak ve alt üst etmek olan hasım bir iblis olarak göründüğünü düşünecek olursak:evet eğer bütün bunlar düşünülecek olursa şu soruları soran birinin yeterli sebepleri olucaktır:''bütün bu gürültü neyin nesi?bunca koşturma,bunca yaygara,bunca tasa,keder,sefalet ne için?her hans'ın grete'sini bulmasından başka nedir ki bu?neden böylesine önemsiz bir oyun,bu kadar önemli bir yer tutsun ve insanlığın yolunda giden hayatında huzursuzluk ve keşmekeş oluştursun?''fakat tuttuğu yolu bırakmayan azimkar araştırmacıya hakikatin ruhu yavaş yavaş açar cevabı:uğraşılan şey öğle önemsiz bir şey değildir;aşkın önemi ardında yılmadan yorulmadan sebat ederken gösterilen ciddiyet ve gayretle mutlak manada mütenasiptir.her türlü aşk ilişkisi,ister trajik ister komik bir mahiyete sahip olsun,gercekten insan hayatındaki diğer bütün hedeflerden daha önemlidir ve peşinde koşulurken gösterilen esaslı ciddiyeti tamamen hak eder.
schopenhauer/aşkın metafiziği - elif şafakın araftan sonra en kolay okunan ve kolay ilerleyen kitabıdır.* konusu 2008 bostonı ile 1246 konyası arasında; dünyevi aşk ile manevi aşk arasında gidip gelmektedir.
- şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı
oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karakoy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.
cemal süreya - aşk hayatla arana sevdiğinin girmesidir. tıpkı dünyayla güneşin arasına ayın girip güneş tutulması oluşturması gibi (bkz:aşk tutulması)
- gercek asksa sayet yasanan, bir pamuk ipligi olamaz iki asik kalbi baglayan. . . *
- ya ahmaksındır, ya dünyanın en şanslısı. aşk bu iki olguyu ince bir sınırla ayırır, ya rezil eder, ya da vezir. tabi inanana. . .
- bir rüzgar gibi değil de, bir tayfun gibi yıkıp geçtikten sonra, kaybolan yıllarının hesabını her yaptığında, kefenin bir gözündeki kayıplarının büyüklüğü ne kadar çok olursa olsun, telafi edilemez olursa olsun; diğer taraftaki kefede daima ağır basmakta olandır.
- 1+1=1 ya da 1+1=-1 dir ,geçici körlük ve sonrasında gerçekleri en net şekliyle görebilme yetisi kazandırandır.
- bana candan bir kez aşkım diyen mi var sözüyle anneye ithaf edilmişse evlattır.* * * *
- -önümde en sevdiğim yemek,üstüne antep fıstıklı baklava da var,hemen dalmalı sofraya,ama bir dakka bişiy var işte,boğazda yanma,gözlerde aranma,en güzel tat,koku eksik soframda yine. . .
-sonunda aldım ps3,başından kalkmam sabahlara dek,oh ne güzel,ama beni hep yenen ve gıcık olduğum şahıs yok ,geç kaldım galiba bunu da almaya. . .
-sonunda şu parfümü alacak parayı toparladım ,oh be,
keşke yanımda olsaydı,etkilemeye çalıştığımı farketmeden benden etkilenseydi,belki de bu oyunlara hiç ihtiyacı yoktu, gitti,gidiverdi,
zaten hiç gel diyememiştim ki. . . - insanın tam bütün ümidini kaybetmeye başladığı anda birden ortaya çıkan. nerden geldiğini bile anlamadığınız ve bulutların üstünde yürürmüş gibi hisetmenize sebep olan duygudur. ne yasağı vardır, ne kuralı, ne yeri nede zamanı. anlamazsınız bile bir çift göz alıverir sizi kendinizden, böle yüreğinize sıcacık bişiyler akar, bir tek kelime bitirirmi insanı bu duygu sayesinde bitiriyor işte.
- (bkz:taşikardi)
(bkz:takipne) * - hayatınızda olmadığı zamanlarda varlığından şüphe duyduğunuz, hayatınıza girdiği zamanlarda da inandığınız şeydir.
ve hayatınızdan gittiği an inancınızı tekrar yitirir, hayatınıza tekrar girene kadar varlığından şüphe duymaya devam edersiniz. - insanların can sıkıntısından uydurduğu, sonra da varlığına inandığı histir. genelde uğraşacak daha iyi bir işiniz yoksa aşık olursunuz. dikkat edin, ergenlik başından itibaren hayatın yarısı bunu konuşmakla geçer. zaman öldürgecidir özetle. en suni histir. bir nefret, öfke, kin kadar ne güçlü ne de asildir. bünyeyi hasta yapar, zayıf düşürür.
- aşk bence daha çok acı çekmektir azda olsa zevkli ve güzeldir
- "elin elimde olsun,
kapı kapı dilenek." - aşkın ve sevginin hormonlarla da ilgili olduğu kanıtlanmıştır. örneğin, annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız, sonsuz sevginin kaynağı doğum sonrası salgılanan hormonlardır. bu hormonlar yalnız kadınlarda(ve memeli hayvanların dişilerinde) bulunur ve yalnız doğum sonrası salgılanmaya başlar. ancak aşk olarak tanımlanan ve karşı cinse duyulan tutkulu sevgide farklı hormonlar görev yapar. "aşk hormonu" olarak tanımlanabilen tek bir hormon henüz bulunamasa da yapılan çalışmalarda bir deneğe aşık olduğu kişi gösterilince kanında mutluluk hormonu, cinsel istek hormonu, stres hormonu ve adrenalinin arttığı tesbit edilmiştir. aşk olgusunda birden çok hormonun rol oynadığı ve bu hormonların görsel, işitsel veya psikolojik etkilerle salgılandığı öne sürülmüştür.
bazı deneysel çalışmalarda pet (position emission tomography) ve mrı (magnetic resistant ımaging) yardımıyla beyindeki aktif bölgeler gösterilerek aşkın beyindeki merkezi gösterilmeye çalışılmıştır. bulunan bazı verilerin olmasına karşılık hala tam olarak bir fikir bütünlüğüne varılamamıştır.
(bkz:vikipedi) - hayatta yaptığın her şey anlamını yitirmiş ve bir boşvermişliğin içinde savrulduğunu hissettiğin bir gün sadece duyduğun 'merhaba'nın bile içini ısıttığını farkedersin.
'merhaba'nın geldiği yönden bir 'el' uzanır kalbine,
kalbinde bir sıcaklık; kulaklarına, ayak parmaklarına kadar ulaşan. . .
sonra 'el'in kalbini sıktığını yerinden çıkarmaya çalıştığını farkedersin. canın acır.
yalvaran gözlerle "yapma" dersin.
-ahh!
bu yakarış biraz nefes aldırtır.
-ohh!
o 'el' sevmez öyle sakin sakin durmayı, mutlu olmayı ve mutlu etmeyi.
birden kalbini tekrar sıkar. 'ahh!' demeye fırsat bırakmadan, kalbini yerinden söker alır, kanın çekilir.
yığılırsın yere.
çektiğin acıya mı, seni ısıtan 'el'in kan içinde olmasına mı üzüleceğini bilemezken.'belki' dersin 'belki kalbim onun elindeyken yaşarım'
sonra evirir, çevirir; 'n'apıcam ben bunla' bakışlarıyla. . .
birden bırakıverir kalbini!
üstüne basar,
ezer,
geçer,
ve
gider! - aşk sedece bir duygu yada bir his değildir .aşk yaşamaktır ,aşk sevmektir. aşksız yaşam olmaz .bu yüzden herkesin sevdiği biri vardır
- gönüle indirilen vahiy. mide üzerinde karınca sürüsü yürütmektir, aşk.
- aşk bir dengesizlik işi
sensiz olmaz
* - (bkz:orospuya aşık olmak)
- ünlü düşünür sertab erenere göre diyalektik açıdan;
aşk seni bulabilir de (bulamayadabilir)
uzakta durabilir de (yakınlaşabilirde) - yirmi* kişini ağzıdan aynı olayların farklı bakış açılarıyla kimi yerlerde kesişerek kimi yerlerde kitabın ilerleyebilmesi için bireyselleşerek roman örgüsünün oluşturulduğu elif şafak kitabı. bostonlu sıradan orta yaşlı bir ev kadınının mevlana şems tebrizi ve sufizm odaklı aşk şeriatı adlı kitabını okuyup rapor hazırlaması sayesinde sufi kültürüyle, aşkla tanışması ve bu arada kitabın yazarıyla yazışarak kendi aşk*ını bulmasını anlatan roman.
- ilahi olanın önemsenmesi kafidir.
- her aşk,yalnızlığa karşı girişilmiş bir suikastti.küçük iskender



