depresyon
pegasus(31-08-2004 12:20)
- of canım sıkılıyor, hiçbirşeyden zevk almıyorum; yaşam çok anlamsız gibi modlara verilen ad.
- boş insanların çözüm bulamayınca korkarak arkasına sığındıkları ruh hali bozukluğu.
- kentsel yaşam ve tüketim toplumu rahatsızlığıdır depresyon.
şöylekine; günümüz toplumu insana hep bir yerlere gelme ve bu yere gelirken de birileriyle yarışma ve onların üstlerine basıp geçmeyi önermektedir.
başarı nedir yada ne değildir o ayrı bir konudur, es geçiyorum.
kimse artık iyi ol, ahlaklı ol, yetim malı yeme, yalan söyleme gibi öğütler vermiyor verse bile laf olsun torba dolsun babından konuşuluyor.
eskiden insanlar 20 yaşına gelene kadar muhtemelen 4-5 savaş görüyor, kabilesi veya devlete şehri baskına uğruyor, aile fertlerinden bolca miktarını kara toprağa veriyordu.
tabi ki kendiside hala yaşıyor ve canını kurtarmış olsa bile, bir savaş yarası, bir iz taşıyor yani biryerlerini hafiften çizdirmiş oluyordu.
amma şimdiki gibi kafayı çizdirmiyordu.
en azından çizdirmiş olsa bile kim suçlayabilirki onu.
savaş görmemiş, kıtlık çekmemiş, şu olmamış, bu olmamış toplumlar rahat batması nedeniyle ve tüketim-hırs toplumunun etkisiyle depresyona girer.
2.dünya savaşı sırasında paris sokaklarında fare kalmadığı söylenir ki, sebep farelerle mücadele değil, açlıktan farelerin yenilip bitirilmesiymiş.
şimdiki paris muhakkak daha yaşanılanı bir yerdir ama o dönemle şimdiki dönem arasında bir kıyaslama yapılırsa depresyon vakaları hangisinde çoktur diye bir kıyaslama yapılmalıdır akıllarda.
hırs ve kariyer toplumu olmanın bir getirisidir bir bakıma depresyon.
80 öncesi Türkiyesi elbetteki bugünkü Türkiyeden daha zengin değildi fakat daha mutlu bir tolum olduğu muhakkaktı.
üretim ve tüketim ilişkilerinin ve alışkanlıklarının değişmesi ve hırs-kariyer toplumu olunması doğal olarak sadece bizim toplumumuzda değil, benzer toplumlarda da depresyonun artmasına sebep olmaktadır.
düşününki bir makam veya bir mevki var.ama kontenjan doğal olarak bir kişiliktir.
oysa taliplisi yüzlerce ve hatta binlerce olabilir.
birisi ona sahip olucak diğerleri babayı alacaktır.
sahip olanda onu korumak ve elden kaçırmamak için kasacak ve oda mutlu olacağını zannederken stres ve sıkıntı içine girecek, genç yaşta strese bağlı kalp ve damar hastalıklarına yakalanacaktır.
babayı alan diğer kesimde başarmadıkları için mutsuz olacak, `öldüm bittim, bu hayat bana bi bok vermiyor` triplerine girecektir.
sonuç olarak topyekün mutsuzluk dalga dalga yayılacak, dağılan kafalar toparlanmak için doktorlara gidilip ilaçlara başvurulucaktır.
ne gariptir ki, hala kara düzen yaşatan toplumlar veya kişiler ise bunlardan uzak kendi hallerinde yaşayıp gideceklerdir.
onlarında yokmudur sıkıntıları diye sual akıllara takılabilir.
elbette ki vardır, insan demek, yaşam demek zaten dert demektir de onların sıktın ve sorunları böyle rahat batması kabilinden değildir.! - sürekli uyuma, bişiler yeme isteği duymak. çok yalnız olduğunu düşünmek. konuşucak birini bulduğunda çağıran kendisi olsa bile konuşmayı istememek ve hatta içinden keşke gelmeseydi, diye geçirmek. dışarı çıkmayı istemek ama bir yere gitmeyi istememek. sorumluluklarından köşe bucak kaçmak. agresifliğin, alınganlığın tavan yapması. kendini çok çaresiz hissetmek. önerilen çözüm yollarının imkansız gelmesi ve dolayısıyla çözüm bulana da gıcık olmak. sevimsiz olmak, sevimsiz olduğunu bilmek ve buna karşı bişi yapmamak.
- hayatında çok önemli şeylerin öyle kendi kendine olması. kendine bile karışamamak. hayatının ellerinin arasından akıııııııp gitmesi. ve bunu elin kolun bağlı seyretmek.
- deprasyon, deprosyon olarakta telaffuz edilen kelime
- *her günkü faaliyetlere karşı ilgi ve hoşnut yokluğu
*uykuda güçlük
*iştah azalması ve buna bağlı olarak kilo kaybı
*düşüncede yavaşlama ve kararsızlık gibi dikkati toplamada güçlükten yakınma ya da gerçekten güçlük çekme
*enerji kaybı ve aşırı yorgunluk
*faaliyet düzeyinde değişiklik
*olumsuz benlik kavramı ve kendini yerme
*yinelenen ölüm ve intihar düüncesi
belirtileri ile kendini gösteren popüler(!) bir hastalık(!) - depresyon sırasında beyinde doku kaybı mevcuttur.daha ayrıntılı bilgi için
(bkz:kök hücreler ve plasebo etkisi) - bazı safhalarında seroquel kullanılan ruhsal bozukluk, sinir hastalığı
- allah başımızdan serotonin eksik etmesin dedirten hastalık
- acı kayıpların sonrasında oluşan derin boşlukları istilada gecikmeyen sinsi düşman.
- bu bir muhasebe sürecidir aslında. bu nedenle bazıları kasıtlı olarak girer bu haleti ruhiyeye. ilişkinizi, hayatınızı, özlemlerinizi, nefretlerinizi sorgularsınız. . bazen sabahlara kadar uyuyamazsınız. bazen günlerce uyur, bazen alkolün de dibine vurursunuz. ağlamaya çalışırsınız, bazen başaramazsınız. bazen de en sevdiğiniz kolyenizi kaybettiğiniz için hüngür hüngür ağlarsınız. böğürerek küfredersiniz. günlerce telefonlarınızı kapatırsınız. kimse ulaşamaz. sonra aklınıza eser, telefonu açar aramamanız gereken birini ararsınız. "allah belanı versin" der ve kapatırsınız. sonra yine ağlarsınız. ya hiçbir şey yemezsiniz yada hayvan gibi yemek yersiniz. günlerce evden çıkmadığınız olur, günlerce eve girmediğiniz. birileri sabrınızı sınamaktadır sanki. isyan edebililirsiniz, elbette şükür de. insan en dipteyse ya içinde boğulur dünyasının, yada bir tek yolu kalmıştır nefes almanın. çırpınarak da olsa ışığa doğrulmak.
(bkz:dibe vurmak)
