magic bullet
| 24-11-2007 16:30 | |
| Facebook, reklamcılık ve veri madenciliği | |
| Facebook`a üye misiniz? Aslında gerçek dünyada mı yaşıyorsunuz? Geçmiş olsun... Geçtiğimiz hafta facebook, daha önce icq ve msn gibi pek çok örnekte olan şeyi yapıp üye bilgilerinizi reklam şirketleri ile ücreti mukabili paylaşacağını açıkladı. Zaten asıl amacı kullanıcı datası toplamak olan sistemlerin bu isim soyad kaydı ile çalışan en kallavi versiyonundan da eski benzerlerinin yaptıklarından daha azını yapmasını beklemek hata olurdu. Ancak bu sistemin, msn, icq, gmail, hotmail gibi sistemlerden ciddi bir farkı ve ekstra bir tehlikesi var o da "adınız". Eğer ortalama sıradan bir insansanız ki toplumun %95 i bu sınıfa girdiği için %95 ihtimalle öylesiniz, asla farketmeyeceğiniz ve aklınızdan geçirmeyeceğiniz şeyler olmakta dünyada ve siz %95 ihtimalle en uygun kurbanlarsınız. Gerçek dünyaya hoşgeldiniz diyor ve size türkçesi "veri madenciliği" olan ve dünyada bilgisayarların icadı ile ortaya çıkan "elektronik göz" kavramında tavan yaptıran olaylar silsilesinden bir örnek vermek istiyorum. Biliyorsunuz Facebook sisteminde genelde şunlar oluyor; 1- Adınız ve Soyadınız ile üye oluyorsunuz, 2- Arkadaşlarınızı listenize ekliyorsunuz, 3- Onlarla mesajlaşıyor ve "poke" adı verilen ve belirli konularda hazırlanmış ufak imajlar yolluyorsunuz. Aslında tüm olan biten bundan ibaret. Peki nasıl oluyor da alttarafı bukadar birşey yapılan ve 30 milyon üyesi olan bir sistem Milyar dolarlar ediyor? Tabii ki veri madenciliğine uygun altyapısı sayesinde. Şöyle örnek verelim; Kim olduğunuz belli, arkadaşlarınız ile mesajlaşma yoğunluğunuzdan ve gönderdiğiniz veya size gönderilen poke ve mesajlardan arkadaşlık durumunuz ortak olduğunuz noktalar belirli. Bu demektir ki ellerinde sizi hayatınız boyunca sınıflandırmaya yetecek kadar bilgi var. Günümüzden bir örnek ile gözümüzü biraz açalım; Tüm kredi kartları bünyelerinde adınız soyadınız ve kart numarasını barındırır, örneğin bir cips firması bu veri tabanını facebook`dan satın alır, tek istediği üye listesi, arkadaş listesi ve poke gönderi tablolarıdır. Sandığınız üzere büyük siteler siz sil dediniz diye birçok veriyi silmez sadece verinin sizin tarafınızdan görünmesini engeller. Bu durumda çevrenizdeki insanlara yolladığınız, çiçek, bira, pasta gibi imajlar aslında sizin bu insanlar ile ne gibi ilişkileriniz olduğunu belirler. Konumuza geri dönelim Süper markete gittiniz, evde bittiği için tuvalet kağıdı, sigara ve akşam parlatmak için bir de bira aldınız, kartınızı uzattınız kasiyer ödemeyi almak için geçirdi. - Kasa bilgisayarı son hızla bankaya ödeme bilgilerini sorarken merkez bilgisayara isim bilginizi yollar, - Ana bilgisayar isminiz ve satın aldığınız ürünlerin bağlı olduğu ürün grupları ile, facebook da yolladığınız ve aldığınız poke`leri sıklığına göre karşılaştırır. - Elde ettiği veriyi belirli tölerans aralıklarında filtre eder, - En fazla içki veya yiyecek konusunda poke yolladığınız ve en sık iletişimde kaldığınız arkadaşınızı bulur - ve daha siz kasiyerin kartınızı geçirdiğini bile algılayamadan önünüzdeki LCD ekranda en yakın arkadaşınız Ahmet`in facebook resmi belirir, - Altında da şu yazar: Keşke Ahmet de olsaydı, Doritos`un yeni acılı cipsi ile Efes biralarınızı yudumlar eski günlerden konuşurdunuz. Durma Ahmet`i ara, ArkadaşCell ile sadece 2 kontör Bu senaryonun gerçek olması için şu an ne yeni bir teknoloji ne de dahi reklamcılar gerekiyor, yıllardır tek eksik internet veri tabanlarında isim yerine Nick kullanılmasıydı, sağ olsun Facebook da bu sorunu güzelce çözdü. işte milyar dolar eden şey, bu size hayatınız boyunca gösterilecek hedef reklamlar. Birçok kişi farkında değildir ama Süpermarketlerin kredikartlarındaki isim verilerini toplamasını engelleyen bir yasa çıkmasına rağmen uygulanamıyor, zira her alışverişte kasiyere "bilgilerimin saklanmasını istemiyorum" yazılı dilekce ile başvurmayı öngören bu yasa pek de kullanışlı değil :))) Peki bu veri ile ne yapıyorlar derseniz, şu ana kadar en yaygın kullanım alanı; "belirli sıklıklar ile çocuk bezi veya maması gibi şeyler alan bireylerin verilerini bankalar ile paylaşıp bankaların bu kişilere hayat sigortası, kaza sigortası, çocuğunuz için gelecek sigortası diye ağırlık vermesini sağlamak"tı. Bu örnek yumşak mı geldi? Ne var bunda reklam altı üstü mü diyorsunuz? Peki başka bir örnek verelim, Türkiyedeki tüm sağlık sistemi dünyada olduğu gibi merkezi vatandaşlık numarası veri tabanına bağlanıyor. Yani hastaneye giden her kimse, karakola giden her kimse, hatta adresine posta giden her kimse sistemde kaydedilerek eşleştirilebiliyor. Bu sistemin tek bir açığı var o da insanların aralarındaki ilişkinin aile ilişkileri dışında kaydedilemiyor olması. Ama facebook verisi bu bilgi ile birşelirse bunu yapmak oldukça kolaylaşır. Gelelim örneğimize, bundan sadece 2 yıl sonra eşiniz ile parise tatile gitmek istiyorsunuz ve vize başvurusu yaptınız. Sistem arkadaşlarınızın ve sizin suç işleme yüzdesini analiz edip aynı anda da sağlık bilgileriniz ve sık görüştüğünüz kimselerin sağlık bilgilerini karşılaştırıyor. O da ne en sık görüştüğünüz kişilerden biri hepatit-b olmuş, vize başvurunuza cevap "üzgünüz vize veremiyoruz" oluyor, üstelik siz bunun sebebini asla bilemiyorsunuz. Veya mevcut yönetim, siyasi suç işleyenler ile arkadaşlık ilişkisi en güçlü olan %5 lik kesimi kendine düşman belliyor. Veya bankanız kredi başvurunuzu, arkadaş çevrenizin ortalama ödeme potansiyeline bakarak değerlendiriyor. Bunlar futuristik hayaller değil, dünyada ilk veritabanı bir dondurma şirketi tarafından, o gün doğumgünü olanlara bedava dondurma vermek için kuruldu ve aynı veritabanı Pentagon tarafından analiz edilerek binlerce kişi askere çağrıldı. Bu olurken yıl 1972 idi. Ancak facebook tüm bunları alt üst ederek internetten kendi kişisel bilgilerini paylaşan ve bu verilerin ne olacağını sorgulamayan milyonları bir araya topladı. Peki nasıl kurtulabiliriz? Malesef imkansız. Neden olduğunu rakamlar ile açıklamaya çalışalım. Ufak resminiz ile birlikte, tüm facebook hayatı boyunca bir kullanıcının yolladığı pokeler, arkadaş listeleri ve kişisel bilgilerini sıkıştırmaksızın bir diske yazarsanız ortalama 5Kb kadar yer kaplar. 5Kb x 100.000.000 kişi = 500GB lık bir veri eder Bu durumda henüz sıkıştırma yapılmamışken bile reklamcılık için önem arz eden bu verinin mali yükü 120$ lık bir harddiskten ibarettir ve bu disk içerisinde 100 yıl bozulmadan saklamak mümkündür. Bu durumda, hesabınızı deaktive etmeniz veya "beni silin" diye mesajlar atmanız hiçbirşey ifade etmez. Facebook gibi bir sistem bile 3 kat büyüdüğünde ancak bu 500Gb lık diski dolduracak kadar kişisel veri içerecektir. Durumu daha da kötüleştiren ise, üye olanları bir yana bırakalım üye olmayanların da üye olanlar yüzünden aynı risklere maruz kalacağı gerçeğidir. Arama motorları ve birçok sitede arama kutusuna yazılan herşey arayanın kim olduğu kaydı düşülerek veri tabanında saklanır, arama motorları bunu optimizasyon ve ilgi alanları pazar araştırması için kullanırken, facebook da bu alana kişi isimleri yazılmaktadır. Siz ne kadar aklınızı başınıza devşirseniz ve üye olmasanız da, üye olan sevgili kuzenleriniz ve arkadaşlarınız sizi arattığı sürece, aratılan ismi aratanların arkadaşlık durumları analiz edilerek bu aratılan ismin kimlerin, ortak dostu olduğundan hareket ile sanki üyeymişsiniz gibi sizin adınız için de bir arkadaş listesi otomatik oluşturulur. Eğer facebook`dan bir "arkadaşınız Zehra sizi davet ediyor" maili aldıysanız durum daha da fenadır, artık mail adresiniz de kayıtlıdır, bir üye olarak tek eksiğiniz şifrenizi bilmemeniz ve üye olduğunuzun farkında olmamanızdır, çünkü sevgili arkadaşlarınız sizi reklam şirketlerine farketmeden satmıştır. Yukarıda yazanları okudunuz ve "aa hiç böyle düşünmemiştim" veya "ne var canım alt tarafı 2 reklam" diyorsanız merak etmeyin "ortalama insan" denilen bu %95`in zaten beklenen tepkisi budur ve bu veri toplama savaşları bu yüzden gözünüzün önünde yapılmaktadır ama görmemektesinizdir. Komplo teorisi okuduğunu sananları uyandıracak bir örneği de sitemizden yani Otomatik Portakal`dan verelim. Bu yazıyı okuduysanız, site istatistiklerine göre %93 olasılık ile Google`da bir şeyler aratmaktayken gelen bir ziyaretcisiniz. Ve siz bu sayfayı açmak için tıkladığınızda şunlar oldu; - Sunucumuz geliş adresinizin (referrer) bir Google sayfası olduğunu tespit etti, - Sisteme kayıtlı olup olmadığınızı kontrol ederek üye olmadığınızı anladı ve veri toplama prosedürlerini başlattı, - Geliş adresinizdeki veri incelenerek hangi kelimeyi aratarak geldiğiniz tespit edildi, - Bu kelime "googledan_gelenler" veri tabanında karşılaştırıldı, - Eğer anahtar kelimeniz ile daha önce bir geliş olmuş ise o kayıttaki "kac_kez_arandı" bölümü 1 artırıldı, eğer ilk defa gelen bir anahtar kelime ise sistem yeni bir kayıt oluşturdu. Bunu niye yaptınız? derseniz; Çok basit, arama trendlerini belirleyip, sitemizi aramalarda en üste çıkarmak ve reklamlarla site gelirini artırıp, site geliri ile ağaç diktiğimiz ormanımıza bir ağaç fazla dikmek için. Merak etmeyin ne adınızı biliyoruz, ne de verilerinizi bankalara, marketlere, markalara satacağız. Ama bunu yapacak olanlar var... |
Yazarın Tüm Köşe Yazıları
| Türkiye`nin %99`u | 20.07.2008 | |
| Facebook, reklamcılık ve veri madenciliği | 24.11.2007 | |
| Vatandaşını kovan Başbakan | 22.08.2007 | |
| Popüler Kültür | 05.07.2007 | |
| Sanal Ahlak Zabıtalığı | 07.04.2007 | |
| Otoporto`da değişiklikler | 14.03.2007 | |
| niçin faşist oldum? | 07.08.2006 | |
| İYİ İLE KÖTÜ ARASINDAKİ GRİ BÖLGEDE HAYATTA KALMA REHBERİ | 21.01.2006 | |
| Anti-militarizme karşı Teletubbies hareketi | 13.10.2005 | |
| kredi ile ev almanın dayanılmaz salaklığı | 22.09.2005 | |
| savaş niçin yapılır? | 08.06.2005 | |
| Sokak | 01.06.2005 | |
| Sarı Yuvarlaklar | 01.06.2005 | |
| Duyuru: 29 Mayıs 2005 2. Toplantı | 27.05.2005 | |
| İlkel Toplumda Sanatın Ortaya Çıkışı | 25.05.2005 | |
| Akbil Nasıl Kırılır? | 25.05.2005 | |
| Öylesine: Yaşam Döngüsü | 23.05.2005 | |
| Haber: Köşeli Yazarlar hakkında | 22.05.2005 |