mehmet ali birand
OtoPorto(19-12-2004 14:11)
- ne iş yaptığını hala anlayamadığım şahıs.!
galiba gazeteci.!
hobileri arasında Türkiye`yi amerika`nın yanında savaşa sokmak ve Türkiye`yi avrupa birliğine sokmak gelmektedir.!
parayı bulduğu için özgürlükçü ve liberal, bulamamış olsaydı koyu solcu ve devletçi olacağını düşündüğüm şahış.! - eskiden 32 gün diye bi haber program yapardı ve o zamanın görüşülmekte zorluk çekilen şahıslarını bile konuk ederdi.o program bittikten sonra yaptığı hiç bişi tat vermedi
- sokağa ne kadar çıktığı "?" olan,amma velakin "sokaktaki adam." cümleleri ile meşhur zat.
- dolandırıcılıktan ceza alan televizyoncu.
- cnntürkte boy gösteren kişi.posta gazetisinde yazıyor ayrıca.
- önümüzden çekilsede bizde işimize baksak.
- demokrat olmaya çalışırken işin bokunu çıkaran - sözgelimi apoyla röportaj yapmaya varana dek demokrasinin sınırsız olduğunu düşünen- kapitalin tesiri altında estonya senin filistin benim icra-ı lubiyyat eden şahsiyet
ancak ne var ki bu herifin programı haber formatında iyi bir çizgi tuttu ve rıdvan akar, mithat bereket, can dündar gibi bir çok çaylağın bugün usta sıfatını almasına vesile oldu
ne diyelim; at binenin kılıç kuşananın. - şahsın adı: şahin k
karşıdaki şahış (daha doğrusu altındaki şahı): rol arkadaşı
sarf edilen cümle: istiyo musun ha amına koduğum
şahsın adı: mehmet ali birand
karşıdaki şahış:gamze özçelik (tecavüze uğradığını söyleyerek mahkemeye başvurmuş)
sarf edilen cümle: bu kadar çok konuşulmak hoşuna gidiyormu.
şimdi bakalım karşılaştıralım: istiyo musun ha amına koduğum - bu kadar çok konuşulmak hoşuna gidiyormu.
bir tek "amına koduğum" kısmı eksik sanki.
üstelik birisi `işini layıkla yapan` bir üstat, diğeri işini yapmayıp saçmalayıp duran sözde haberci.! - dmc`de asansörden inen editörün karşısına çıkıp, sırıtarak asansöre binen, editörün gününün kötü geçeceği için karamsarlığına düşmesine yol açmış gazeteci zat.
- yazmis oldugum epostaya asagidaki gibi bir cevap yazip beni dumur etmis gazeteci:
sayın x,
giremeyeceğimizi kim söyledi. bu tip olaylar ve gelişmelere doğaldır. neden hemen bırakalım. hayır, tam aksine asılacağız (bkz:nasıl yani?) ve bizi engelleyemeyecekler.
saygılarımla,
m.a.birand
(bkz:yürü be, kim tutar seni)
(bkz:kafanızın karmaşık olduğu bir akşam üstünde tek başınıza sahilde yürürken akla gelebilenler)
(bkz:hı?) - asagida bugünkü yazisinda rauf denktaşa referandum sirasinda ve sonrada etkisiz eleman haline getirilmesine ragmen sacma sapan elestrilerde bulunan yazarimsı. okuyunda hak verin:
"ah, rauf bey ah.
annan planını reddetmek, ardından ankara`nın baskısıyla kerhen kabul edip sonra ayak sürümek politikasını benimsememiş olsanız, Türkiye bugünkü zorluklara düşmeyecekti.
ankara`yı rumların tuzağına sizin politikalarınız düşürdü. (bkz:ne alaka)
yanlış anlaşılma olmasın. bunu kötü bir niyetle değil, kişisel değerlendirmeleriniz sonucunda yaptınız. ancak bugün gelinilen noktaya baktığınızda, sizin ve ankara`daki bazı muhafazakar kurum ve çevrelerin ortaklaşa desteklediğiniz yaklaşım, Türkiye`ye çok pahalıya mal oldu. üstelik, daha çok uzun yıllar da fatura edilecek.
eğer annan planını kabul edip, ayak sürememiş olsaydınız, bugün rumlar böylesine rahat cirit atamayacaklardı. ya kktc`de tam üye olacak veya rumların tam üyeliği ertelenecekti.
papadopulos`a en büyük yardımı -istemeyerek dahi olsa- siz verdiniz.
emin olun sizi suçlamıyorum.
sadece "keşke ileriyi görebilseydiniz" demek ve kulaklarınızı çınlatmak istiyorum.
bu "çınlatma" faslı , Türkiye tam üye olana kadar da devam edecek."
editörün notu:ey kisi, annan plani zaten kabul edilmedi bunca baskidan sonra. en son rumlarin kamu oyu yoklamalarinda türklerle beraber yasamak istemedikleri belli olmadi mi? hala neden rauf bey`e laf atiyorsun? sen Türkiye icin mi yoksam yurttasligini edinmis oldugin belcika icin mi calismaktasin? bu kadar igrenclesen abyi kicimiza mi sokacagiz?
(bkz:bok atmak) - Türkiye limanlarinin rumlara acilmasi konusunda rte efendinin hakli öngörülerinden dolayi ulusalcı diyerek karaladigi insanlarin sinir katsayilarini arttiracak aciklamalarda bulunan kurum. pek muhterem mehmed ali birand bu gelismeler hakkinda bugünkü yazisinda ilginc benzetmelerde bulunmus ve sanki bizleri haksiz duruma düsürmüstür. öncelikle ne yazmistir bunu okuyalim:
---------------------
konu, Türkiye`nin rum gemilerine limanları açıp açmamasıyla ilgili.
avrupa birliği "bizimle imzaladığınız anlaşmaya göre, limanlarınızı açmakla yükümlüsünüz. sözünüzü tutmak zorundasınız" diyor.
Türkiye`de buna karşılık "sizin de bize verdiğiniz sözler var. siz de onları tutun ve ondan sonra gelip benden hareketlenmemi isteyin" yanıtını veriyor.
avrupa birliği itiraz ediyor: "hayır, biz size yazılı ve imzalı hiçbir söz vermedik." deyince, bu defa Türkiye yeniden "nasıl vermediniz, aralık 2004 doruğunda ingiltere, almanya ve italyan başbakanları bize kktc üzerindeki izolasyonun azaltılacağı sözünü verdiler. ab konseyi bu konuda bir karar dahi aldı, ancak hiçbiri tutulmadı" diye karşılıkta bulununca, brüksel tekrar sözü alıyor ve "bunlar siyasi sözlerdir ve liderleri bağlar. ab`yi kurum olarak bağlamaz. bizi, sizin imzaladığınız gibi resmi kararlar ve kağıtlar bağlar. liderler de bu sözleri, Türkiye`yi aldatmak için vermediler. aksine, çok uğraştılar, ancak siyasi yönden başaramadılar. bundan dolayı sizin verdiğiniz söz bağlayıcı. onlarınki bağlayıcı değildir." diye itirazlarını sürdürüyorlar.
.
avrupa birliği, bir yandan rumlar`ın oynadıkları oyundan rahatsızlar, ancak yapabilecek fazla birşeyleri yok. öte yandan da, Türkiye`nin tutumu inatlaşma gibi algılanıyor ve başta başbakan olmak üzere, buradan kaynaklanan her demeç, brüksel`de ve ab başkentlerinde rahatsızlık yaratıyor. avrupa`da Türkiye`nin bir tehdit ve şantaj politikası gütmeye başladığı izlenimi yaygınlaşıyor. türk liderlerin belki amaçları farklı, ancak kullandıkları dil öylesine sert ve kırıcı ki, ilişkileri zedeliyor.
----------------
simdi bu zat-ı muhterem öyle bir yazmis ki sanki biz bu meselede avrupalilarin kalplerini kirmaktayizdir, ellerinden lolipoplarini calmaktayizdir. bu sahsiyetin önerileri bana amerika`daki neo-consun ahlaksiz tekliflerini animsatmaktadir. gücleri oldugu sürece her seyi yapabileceklerini zanneden bu insanlarin mab kisisinde de saygin bulunmalari ilginctir. öyle ki kendileri belki vizyoner olduklarini düsünmektedirler ama gercekcilikten bir gidim bile anlayamamaktadirlar. ayni seyi hasan cemal`de yapmaktadir. aydin dogan`in kösebaslarini tutmus bu insanlarinin gercekten nasil iliskileri oldugu bilmek isterdim. daha simdiden kuzey irak`ta amerika`nin cekilecegi haberleri yayilirken bu zat-i muhteremler Türkiye`ye savasa sokmak icin resmen propaganda üzerinde propaganda yapmislardi zamaninda.
ayni durum gümrük birligi karari esnasinda da yasanmisti. tansu çiller, Türkiye`nin gümrük birligine alinmasini türk halkina bir zafer havasina kutlatmaya calismisti. yillar sonrasinda ise Türkiye`nin yasadigi haksizliklar görülünce bunun ne kadar dogru bir karar olduguda anlasilmisti. ciller hanim bunun ab icin bir önkosul oldugunu ve islerimizi daha kolaylastiracagi savlarinda bulunmustu. türklerin ab halklari bünyesinde bu kadar sevimsiz bulunmasi gercegine ragmen bir iyiniyet gösterisinde bulunmasi kadar sacma birsey olamazdi. düsünsenize siz kendinizi kesinlikle kararlarina karisamidiginiz bir devin kollarina ve kendi inisiyatifine teslim ediyorsunuz. ne olabilir, en basit örnekle aciklayayim: siz mesela cin`e nakine ihrac etmek istersiniz. bunun icin dogal olarak gümrük vergisi ödersiniz. bunun Türkiye icin gecerli olan asagi yukari orani %15`tir. sıkı durun! peki Türkiye çin`den bir makine ihrac edecekse ne kadar gümrük alabilir? %2 gibi komik bir oran. sebebi ise gümrük birligi anlasmasidir. ayni sorunlar kuzey afrika ülkeleriyle de yasanmaktadir.
simdi nereden cikmistir bu gümrük birliği meselesi. eger mab`nin yazisini okursaniz sanki bizim birseyler yapmamiz, gönüllerini hos tutmamiz gerektigi gibi izlenim ortaya cikmakta. bir iyiniyet göstergesi olabilecek olan limanlari acma konusunda zaten öngürüsüz, teslimiyetci rte ve takimi tarafinda verilmis olan ödünün ne kadar daha götürülebilecegi zannedilmektedir. rumlarin derdi sadece kendilerini Türkiye`ye kabul ettirmek degildir. ayni zamanda bu isin arkasinda ciddi bir sekilde ekonomik nedenler yatmaktadir:
- rumlar deniz ticareti konusunda akdeniz`de ve dünya`da söz sahibidirler. yalniz kapilarinin dibindeki bir ülkeyle calisamamalari onlar icin büyük bir kayipta olmaktadir. simdi ismini hatirlayamadigim bir kaynakta limanlarin acilmasiyla beraber yillik 200 milyon avroluk bir ek pazara acilabilceklerinden söz edilmekte.
- turizm gelirlerinde de artislar olacaktir. kuzey kıbrıs`la ya da Türkiye`yle yapilabilecek paket turlar konusunda ciddi gelirler elde edebileceklerdir.
benim anlayamadigimbu mab`in tavridir. bu insan gercekten Türkiye icin midir yoksa baskalarinin hayrani midir? yani Türkiye`nin hic mi kirmizi cizgileri yoktur? eh adama sormazlar mi?
- biz neden kibris harekati sonrasinda ambargo yedik?
- biz neden hala kuzey ırak belasina bulasmak istememekteyiz?
- kolonilerinde igrenclikler göstern avrupa birligi ülkeleri bizden daha mi insancildirlar?
düsünelim ve kimlerin kim icin calistigini da bulalim. - kaos ortamı yaratıp düzensizlik düzenini kurma niyeti içindeki bazı güçlerin kiralık kalemi.
- bir bacağı protez olan kanal d ana haber bülteni sunucusu.
- haber sunarken ` yapacağnız mı`, `edeceğniz mi`, `gireceğniz mi` şeklinde konuşan gazeteci, anchorman.
- 1941 yılında istanbul`da doğdu.mürvet ve izzet birand`ın oğlu.galatasaray lisesi`nde okudu.mesleğe 1964 yılında milliyet gazetesinde başladı.sabah gazetesinde köşe yazarlığı, trt ve show televizyon kanalında 32.gün programını yaptı.halen cnn türk yöneticilerinden.cnn türk`te günlük haber programı manşet`i ve 32.gün`ü yaptı.evli ve bir çocuk babası.fransızca ve ingilizce biliyor.
eserleri
30 sıcak gün, diyet, Türkiye`nin avrupa macerası, 12 eylül 04.00, emret komutanım.
32. gün
10 yılın perde arkası
mehmet ali birand
milliyat yayınları / aktüel kitaplar dizisi - gazeteciliği tartışılmaz olan, bununla birlikte içince bütün kompleksli-hastalıklı yapısını ortaya koyan şahıs.
sarhoş olup `allahım ben neden fransız doğmadım` diyerek salya sümük zırıl zırıl ağlamıştır. - enteresan soyadı ile hafızalarda iyice yer etmiş medya unsurudur.
- yurt dışında bir çok bürokratla kanka olan, pekçok yabancı dil konuşabilen, Türkiyenin uğur dündar ve reha muhtar dan sonra en çok tanıdığı haberci mi ne gazeteci sanırım olmadı bürokrat 3. tekil şahıs
- diğer ulusal kanalların haber genel yayın yönetmenlerine ``bir çatışmada 5 şehitten daha az kayıp verilirse, bunu yayınlamayalım`` demiştir. çok değer verdiği avrupa`da 5 değil bir tane vatandaş bile ölse 3 gün yas ilan edildiğini unuttuğu anlaşılmaktadır.
- garip bir tiptir. 32. gün adlı programla kazandığı kredileri yemekle meşguldür. bu tip insanların değil gazeteci olması, anchorman olması bile gariptir. hangi zihniyet bu tip bir insanı oralara getirir merak ettirir. bildiği bir kaç dilin haricinde nesi vardır bilinmez. ulaşılmaz veya ulaşılması zor insanlara birilerinin aracılığı ile gidip uzun zaman Türkiye'nin ab birliğine girmesi, ülkemizde ve dünyadaki amerikan-israil politikalarına verdiği anormal destekle, güya objektif, demokrat, barış sever takılırken, lübnanı neredeyse yok eden israilin pisliklerini temizlemek için asker gönderilmesine acaip destek çıkan ama askeri sevmeyen tiptir. * *ab'ye giriş sürecinde habire batı demokrasisini öven, ab olmazsa Türkiyenin demokrasiye geçemeyeceğini söyleyen ama ab yetkililerinin "Türkiye ab'ye giremez" söylemlerini duyduğunda, bunu yazılarına "ama ayıp oluyor yahu, biz burada Türkiye'ye demokrasi, ab, barış, insan hakları falan diyoruz, siz bizi bu söylemlerinizle mahçup ediyorsunuz" şeklinde çaktırmadanda sitem edendir. evet kalemini sattığı ab kendisini ortada bırakınca, kamuoyuna bu durumu böyle ifade etmiş komplexli tip. geldiği yerlere ve özelliklerine bakıldığında "nereden torpilli lan bu" dedirten ve hakkında söylenen sabetayist olduğu söylemlerininde büyük ihtimalle doğru olduğuna inanılan şahıs. öyle halkla, vatandaşla işide yoktur. değerlendirmelerinde geçen malzeme gibi bahseder ve en saygılı cümlesi "sokaktaki adam ne yapıyor, sokaktaki adam ne düşünüyordur" duyanda sanki sokaktaki adam bunu evirmiş, çevirmiş zannedecektir. kısacası satılık ve bir merkeze bağlı olduğu su götürmez gazetecimsi tip. "mehmet ali sen avrupalı olamayacasınnnnnnnn, hahahahahahah" şeklinde karşısına geçilip dalga geçilmesi gayet keyfli olacaktır.
editör notu: bir otel önünde karşılaştığım ve bakışım karşısında acaip tırsanda biridir. kendini arabasına zor atmıştır. "sokaktaki adamız alooo, öcü değiliz" şeklinde iki laf etmeye fırsatta vermemiştir. - büyük insan * reha muhtar tarafından kalas olarak nitelendirilmiş gazeteci gibi bir şeyci.
- başbakan'ın verdiği yemeğe çağırmadığı için, en az ertuğrul özkök kadar bozulan kanal d haber sunucusu. başbakanlık basın merkezi ile ve haliyle başbakanlık sözcüsü akif beki ile takışan ve meslektaşlarından bahsederken aynen 'gasteciler' diyen şahıs. merak edilesi şudur; konuştuğu gibi yazıyorsa, biri yazdıklarını sürekli düzeltiyor mu ? iki cümleyi bir araya getirmek için neden 5 cümle kullanıyor ? parası yok diye mi yemeğe çağrılmadığına bozuluyor ? kafasındaki saçlar epey dökülmüş ve tarama özürlüdür o halde başını okşatmak çin bazı yemeklere katılmazsa olmaz mı ? kendisine yemek ısmarlasak gelip vatandaşı onurlandırır mı ?

Tuncay Özkan parti kuruyor
İstanbul'da elektrik kesintisi
Fener'in sözde transferleri
Çamurlu formalar satışa çıktı
Petrol fiyatları zıpladı