murathan mungan
OtoPorto(19-12-2004 14:10)
- istanbul`da doğdu. ankara üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi tiyatro bölümü`nü bitirdi. devlet tiyatrolarında dramaturg olarak görev yaptı. şairliğinin yanısıra, tiyatro ve öykü yazarlığı da yapmaktadır.kendisi aslen mardinlidir.
- diyalektik mutsuzluklar
bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı
ellerinde rüzgârın taşınmaz çamurları var
köpürmüş soylarımı toplarken çürüyen yanlarımdan
inan batmış şehirler gibi onarılmaz anılar
gözlerinde unuttuğum o eski aciz miras
almaya gelsem soluğumda dalgın yosun kokusu
biliyorum artık hiçbir gemi beni taşımaz
ve yeniden büyür içimde mağrur bir zakkum gibi
terk edilmek korkusu
susarsın bir silahsızlanma akşamı
susarsın dudaklarında ıslıklar kanar
öpülmez dudakların ıslık yarası
mavzerdir dokunmalarım kirvem bilirsin
öpemem, öpersem tekmil bir aşiret tragedyası
hüznünü ver bana yeter, gizli hüznünü
kolları bağlı hüzün olsun dört yanım
ırağına vurma beni kirvem, ağlarım, delirirsin
sonra derler haklıdır sevdası
geç olur ki artık onarmaz rakılar
geç olur bir yaraya rakının dağılması
sen denize sırtını dönen uykusuz dağlı,
gemiler nerde (ki çoğu hüviyetidir melankolinin)
nerde aykırı mavzerler (onlara sığdıramazsın ki öfkelerini)
barut esmeri tenine sevdalarımı sürdüğüm
nasıl taşıdım bunca yıl delirmiş saçlarında
o eski şark yelini
biliyorum dokunsam parmaklarım kırılır
dokunmasam eşkıya uykusuzluğu çetin silahlar gibi. - yaz bitti
yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye
ve sonra hiçbir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya başlar yeni bir mevsime
orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri
yatıştırır rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne "dinginlik" adını verir
"seni iyi gördüm" diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki
köşe başları, akşamüstleri, kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır gerçekten birşeylerin bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin hüzünlü
yeni mevsime hazırlık ömrün teğel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsanız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
ahşap pancurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiçbir şey hiçbir şey
hiçbir şey
yalnızca üşüyorum şimdi - (bkz:fırtına)
(bkz:olmasa mektubun)
(bkz:istersen hiç başlamasın)
(bkz:maskeli balo)
(bkz:çember) - murathan mungan
murathan mungan, 2l nisan 1955 yılında, ıstanbul’da, üsküdar zeynep kamil hastanesi’nde doğdu.
çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan mardin’de geçti. ankara üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi tiyatro bölümü’nü bitirdi. aynı bölümde “master”ını tamamladı.
ankara’da devlet tiyatroları’nda altı yıl, ıstanbul’da şehir tiyatroları’nda üç yıl “dramaturg” olarak çalıştı. 1987’de günlük gazete olarak yayımlanan söz gazetesinde,“kültür-sanat sayfası” editörlüğü yaptı. 1991’de remzi kitabevi’ne “çilek” amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti. mayıs 1996’dan başlayarak öküz dergisinde parçalı bir yapı içinde çeşitli yazılarından oluşan sayfalar yaptı, ocak 2002’den başlayarak da milliyet gazetesinin “kültür sanat” ekinde tam sayfa olarak gene kendi içinde parçalı bir yapı gösteren yazılarından oluşan tam sayfa yaptı.
uzun süredir serbest yazar olarak yaşıyor.
murathan mungan, üniversite bitirme tezini sinema konusunda yaptı: Türkiye sinemasının ideolojik ve ekonomik yapısı veyılmaz güney sineması. master tezi ise, aynı malzemenin üç ayrı türde yazılması ve yazarlık tekniklerinin incelenmesi başlığını taşır. mungan bu çalışmasında, adını dört kişilik bahçe koyduğu aynı malzemeyi, uzun öykü, film senaryosu ve radyo oyunu olarak üç kez yazar. dil ve yapı özellikleri açısından iki kişilik oyunlar ve diyalogun evrimi adlı doktora tezi, 12 eylül sırasında doktorayı bırakmasıyla birlikte yarım kalmıştır.
üniversite öğrenimi sırasında mungan, her biri kitap hacminde olan sofokles tragedyalarına bir giriş denemesi, hegel’in sanat felsefesi, tiyatro etkinliklerinin basındaki yansımaları başlıklı dönem bitirme çalışmaları yapmıştır.
mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu. şiirleri ilk kez dönemin aynı zamanda önemli bir siyasi odağı olan birikim dergisinde yayımlandı. ankara’da yayımlanan 7 gün adlı haftalık siyasi haber dergisinde sinema yazıları yazdı, ardından kısa bir süre aynı derginin kültür-sanat sayfalarını hazırladı. çeşitli kuruluşların düzenlediği çok sayıda söyleşi, panel, konferans programına katıldı.
ilk kitabı l980’de yayımlandı. aynı zamanda ilk oyunuydu bu: mahmud ile yezida.
şehir tiyatroları’nda çalışırken, “gençlik günleri” adını koyduğu daha sonra her yıl tekrarlanacak olan, aynı zamanda birçok benzerinin de yapılmasına yol açan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.
gene şehir tiyatroları’nda lulu menasé’nin sahneye koyduğu richard soudé’nin “binbir gece masalları”ndan yola çıkan oyunu “binbir gece masalı”nın ham çevirisini masal diline aldı ve yönetmen yardımcısı olarak çalıştı.
murathan mungan’ın sahnelenen ilk oyunu, orhan veli’nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı bir garip orhan veli ’dir. ilk kez 1981’de sahnelenen bu oyun, kısa aralıklarla yirmi yıl boyunca sahnelendi ve 1993’te kitap olarak basıldı.
yazarın mezopotamya üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu mahmud ile yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok amatör, yarı-amatör, lise ve üniversite topluluğu tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993’te ankara devlet tiyatroları tarafından oynandı. üçlemenin ikinci halkası olan taziye ise, ilk olarak 1984’te ankara sanat tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. sayısız küçük topluluk anadolu’nun birçok yerinde, bu iki oyunu kendi imkânlarıyla seyircilerine sunmuşlardır. ayrıca diyarbakır belediyesi şehir tiyatrosu, üçlemenin ilkini türkçe, ikincisini -ilk kez- kürtçe olarak sahnelemiştir. 1992’de, halkanın üçüncü oyunu olan geyikler lanetler’in tamamlanmasıyla birlikte, metis yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994’te bu üç oyun bir yıl boyunca devlet tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya antalya devlet tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl ıstanbul uluslararası tiyatro festivali’nde, gene Türkiye tarihinde ilk kez olmak üzere üç oyun ardı ardına tam on bir saat süren bir gösteri olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında ankara devlet tiyatroları tarafından sahnelenen geyikler lanetler, aynı yıl berlin’de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan “theater der welt”e çağrılmış ve schaubühne’de gösterilmiştir. aynı oyun 2003 yılında yunanistan’da selanik devlet tiyatrosu’nda sahnelenmiştir.
geyikler lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın cenk hikâyeleri kitabındaki “kasım ile nasır” adlı öyküsü, 1994 ağustosunda iki hafta süreyle italya’da umbria’daki tiyatro merkezi “la mamma umbria”da sahnelenmiştir. aynı öykü 2004’te farklı bir yorumla diyarbakır sanat merkezi tarafından sahnelenmiştir. gene aynı kitapta yer alan “şahmeran’ın bacakları” adlı uzun hikâyesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.
yazarın lal masallar adlı öykü kitabındaki “muradhan ile selvihan ya da bir billur köşk masalı” adlı öyküsü, 1987’de, ilkin fransa’da, lulu menase yönetiminde théâter des arts de cergy-pontoıse’da, ardından nurhan karadağ yönetiminde dil ve tarih-coğrafya fakültesi tiyatro bölümü sahnesi’nde sahnelenmiştir. yazarın gene cenk hikâyeleri kitabında yer alan “binali ile temir” adlı bir diğer öyküsü, 1991’de ankara deneme sahnesi tarafından, 1999’da ise adana tiyatro atölyesi tarafından sahnelenmiştir. aynı öykü, amerika’da penguen books’un “dünya hikâyeleri antolojisi”ne seçilmiştir.
2000’de bir kez daha yazarın bir öyküsü sahneye aktarılmış, bu kez de beşinci sokak tiyatrosu, “dumrul ile azrail”i, ıstanbul festivali’nden sonra dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, berlin, viyana, tunus’un yanı sıra hollanda’nın çeşitli kentlerinde sahnelemişlerdir. bunların yanı sıra, şiirlerinden ve öykülerinden oluşturulan çeşitli gösteriler ve performanslar, çeşitli amatör, yarı amatör ve üniversite toplulukları tarafından sahnelenmeye devam etmektedir.
kopenhag’daki “bette nansen theater” yazarın “sayfadaki gibi”adlı kısa oyununu, bazı doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan “bin bir gece” içinde 2003 yılında sahnelemiştir.
murathan mungan 1989’da, ingiliz yazar nell dunn’ın “steaming” adlı oyununu “kadınlar hamamı” adıyla ali poyrazoğlu tiyatrosu’nda sahneye koymuştur.
mungan’ın döneminde ankara il radyosu’nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: dört kişilik bahçe ve ölümburnu. ilki, aynı malzemenin öykü ve senaryo olarak yazılmış halleriyle tek başına bir kitap olarak, ikincisi ise murathan ’95 kitabının içinde kitap olarak yayımlanmışlardır.mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1985’te atıf yılmaz tarafından filme alınan dağınık yatak’ın yanı sıra dört kişilik bahçe ve başkasının hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. bu üç senaryo 1997’de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.
gazete ve dergilerde ilk yazıları 1975’de yayımlanan mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle murathan’95 adlı bir kitapta toplamıştır.
bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış doğduğum yüzyıla veda ile sürmüş, bunu, 13+1’de şiirlerini, 7 mühür’de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve türk şiirinde şimdiden bir “kült kitap” olmuş olan yaz geçer’in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir.
her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir bülent erkmen projesi olanve 2004 haziranında yayımlanan beş peşe romanında da yer almıştır.
mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir: kahramanı ressam olan ya da resim sanatı üzerine yazılmış çeşitli öykülerden oluşan ilk öykü seçkisi ressamın sözleşmesi ’ni, daha sonra çocuklar ve büyükleri , yazıhane, yabancı hayvanlar adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir. "erkeklerin hikâyeleri" ve "kadınlığın 21 hikâyesi" adını verdiği öykü seçkileri 2004 içinde yayımlanacaktır.
bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı paranın cinleri ’ni 1997’de yayımlamıştır.
şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı metinler kitabı ise, 1998’de yayımlanmıştır.
mungan’ın kimi şiirlerinin kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam li rojhilate dile min (kalbimin doğusunda) adıyla yayımlanmıştır.
mungan, bugüne değin tamamına yakını “yeni türkü” topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. yazdığı bütün şarkı sözlerinin Türkiye’nin değerli ve önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan söz vermiş şarkılar adlı “cover” albümü, 2004’te yayınlanmıştır.
yurtiçinde ve çoğu almanya’da olmak üzere yurtdışında mungan’la ilgili çeşitli radyo ve televizyon programları yapılmıştır.
mungan, almanya, avusturya, hollanda, isviçre, fransa ve amerika ve yunanistan’da çeşitli söyleşi ve okuma programlarına katılmıştır.
yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin ingilizce, almanca, fransızca, italyanca, isveççe, norveççe, yunanca, fince, kürtçe ve hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır.
1972 eylülünde mardin’den ayrıldıktan sonra 1985’e kadar ankara’da yaşayan murathan mungan, 1985’ten bu yana ıstanbul’da yaşamaktadır. 1991’de bir yıl kadar almanya’da, ludwigshafen’da yaşamıştır.
ilk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986’da remzi kitabevi’ne, 1992’de de metis yayınları’na geçmiştir.
metis yayınları`ndaki kitapları
osmanlıya dair hikâyat, 1981
taziye, 1982
kum saati, 1984
son istanbul, 1985
sahtiyan, 1985
cenk hikâyeleri, 1986
kırk oda, 1987
lal masallar, 1989
eski 45`likler, 1989
yaz sinemaları, 1989
mırıldandıklarım, 1990
yaz geçer, 1992
yaz geçer - özel basım, 1992
geyikler lanetler, 1992
mahmud ile yezida, 1992
bir garip orhan veli, 1993
oda, poster ve şeylerin kederi, 1993
omayra, 1993
kaf dağının önü, 1994
metal, 1994
ressamın sözleşmesi, 1996
li rojhilatê dilê min, 1996
paranın cinleri, 1997
başkasının hayatı, 1997
dağınık yatak, 1997
dört kişilik bahçe, 1997
oyunlar intiharlar şarkılar, 1997
mürekkep balığı, 1997
başkalarının gecesi, 1997
metinler kitabı, 1998
üç aynalı kırk oda, 1999
meskalin, 2000
çocuklar ve büyükleri, 2001
soğuk büfe, 2001
erkekler için divan, 2001
yüksek topuklar, 2002
7 mühür, 2002
yazıhane, 2003
timsah sokak şiirleri, 2003
yabancı hayvanlar, 2003
çador, 2004
bir kutu daha, 2004
beşpeşe, 2004
erkeklerin hikâyeleri, 2004
kadınlığın 21 hikâyesi, 2004
eteğimdeki taşlar, 2004
kaynak:metiskitap.com - kendisi beşpeşe adlı kitapta kitabın başlatıcısı olarak yer almıştır.
- (bkz:ibne)
- ben sende bütün aşklarımı temize çektim
- ``başkalarına biçtiğimiz felsefe:
kim bilebilir kimin ne kadar yalnız olduğunu
yalnızlık her seferinde
yeniden tarif eder
bir hayat üzerinden
görüldükçe
üzerine vuran ışığı değiştikçe
kim bilir ne kadar yalnızdı
kavafis iskenderiye`de
lorca granada`da ne kadar yalnızdı
nazım kalabalıklar arasında
yalnızlık kaç top kumaş açar
kaç mevsimlik çiçek
her yerde her seferinde
örnekler çoğaltılabilir elbet
yalnızlık kolay olunan bir şey değil
kolayına tanınan,tanımlanan
bazen istense de olunamayan
yalnızlık mutsuzluk gibi zor
çok zor bir şey
çok çalışmalı insan gerçekten yalnız olmak için,
gerçekten mutsuz olmak için
çok çalışmak gerek
ancak o zaman unutuluyor
yalnızlık da mutsuzluk da
ilk yaranın hatırlandığı şiddetle zamanla bir güce dönüşüyor
var oluşa fırlatıldığımız şu garip,
şu tuhaf ve hala bizim olmayan gezegende`` - en popüler şair ve yazarlarımızdandır.şiirlerini beğenmemekle birlikte, düzyazı konusunda başarılı bulmaktayım. yüksek topuklar adlı romanı ise çok çok eğlenceli, okunasıdır. cinsel tercihi hemen herkes tarafından bilinmekle birlikte özel yaşamı televolelere meze olmamış, gözlerden ıraktır. özenli ve kaliteli bir insandır.
- candan erçetin, sezen aksu, göksel, aylin aslım gibi şarkıcıların seslendirdiği "murathan mungan şarkıları" isimli albümü dinlemeye değerdir.,;
- baba tarafından arap-kürt ,anne tarafından boşnak(saraybosna) kökenli şair-yazar-ibne-aydın pek çok özelliği kendinde toplayan insan.
- ya içindesindir çemberin
ya da dışında yer alacaksın
kendin içindeyken
kafan dışındaysa
çaresi yok kardeşim
her akşam içip içip güzelleşip
mutsuz olacaksın
meyhane masalarında
kaybolacaksın
şiirlerle şarkılarla
kendini avutacaksın
ya içindesindir çemberin
ya da dışında yer alacaksın - yalnız bir opera şiiri çok güzel olan popüler şair/yazar. ayrıca yüksek topuklar isimli kitabında birçok kadını içerebilecek çok iyi bir genel kadın portresi çizmiştir.
kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
.
iyi bak kendine
yüreğindeki usul şefkati teslim etme kimseye, hiçbir şeye. - eşcinseldir kendisi.sevgiliside derya köroğludur
- genelde erkeklerin adamın cinsel tercihiyle,bayanların ise yazdıklarıyla ilgilendiği yazar.yazdıkları güzel veya değil (bana göre muhteşem) onu bilmem.ama erkek ve kadın`ın bakış açısını yakalamama sebeb olduğu için teşekkür edilmesi gereken kişidir.
- "yaz geçer yine gelir" kitabında geçen bir sözdür.
- kelimelerle oynamayı seviyor. şiirlerini hiç denemedim ama öyküleri mükemmeldir. aynalı pastaneyi bitirdikten sonra şöyle dediğimi çok iyi hatırlıyorum: "abi bende olsam ikna olurdum hayat kadını olmaya" çok sonradan farkettim ama hayatımda ilk defa bir paragrafı tam olarak ezberlemişim.
şöyleydi sanırım:
"günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma
herkes kağıt üzerine yazılanları benim hayatım sanacak bende hayatımı saklamış olacağım böylelikle.
saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir biliyormusun
herkes seni gördüğünü sanır sende rahat edersin.
kasada oturan kız gibi; herkes kasadaki kızı görür ama kimse tanımaz." - okunası şiirlerinden bir tanesi.
maske
maske ölmek isteğidir sevgilim
gerisingeriye dönen etiket
bak gökyüzünde takma bulutlar
ümitlerini yükseğe ayarla
ve bataklık halılarında dinlen
ey kutsal beden
sana da gelecek sıra
pilindeki kuraklık yetmiyor değil mi
hatıranın yüksek gerilimine
başkalarının bantlarında batıp çıkıyor sesin
kağıttan intihar kuleleri
eteklerinde dipnotlarıyla devrildi tek tek
bilgisayarlarının depoladığı vahşetten çıkış alıyor
yeni bir maskenin formülleri
granite dönüşsün diye iskelet iskelet ve etiket
doğru, kolay silinebilir bir muşambadır seks
ateşten geçirir karton filmleri
bazukalar altında kadife gece
leoparlar öldü sevgilim, parslar, jaguarlar
çölü olmayan bedeviler platoların yeni aynalar
tinerle sil maskeni, ekrandaki görüntüyü ayarla
volümünü kıs kalbinin, dahili hatta seni arıyorlar - ağa çocuğu olduğu bilinen, çocukluğunun ve gençliğinin mardinde geçtiği ve çevresinde korumalarla bu evreyi geçirmiş ve her ne olmuşsa o aralar olmuş denen şair. korumaları olayı abartmış demek ki. ağa çocuğunun paraya ihtiyacı olur mu bilinmez ama mungan'ın olmamıştır. bir çok edebiyatçının yoksulluk içinde üretirken birilerine gebe kalması ve bu yüzden çizgisinden çıkması, abuk sabuk şeyler yapması durumunu demek ki yaşamamıştır. "bu yüzden serpilmiş ve kendine yer bulmuştur" şeklinde düşünülebilir. yoksa çok daha kalite şairler heba olup gitmiştir.
- bana zamandan söz ediyorlar.
yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet.
kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek.
zaman alır.
o boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker.
hayatta sevilecek şeyler yeniden fark edilir.
bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
o boşluk doldu sanırsınız
oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.
gün gelir bir gün
başka bir mevsim,
başka bir takvim,
başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
dilerim geri teper.
yoksa gerçekten
bitmişsinizdir.
yalnız bir opera isimli muhteşem şiirin şairi, olmasa mektubun isimli muhteşem şarkının söz yazarıdır. üç aynalı kırk oda kitabındaki texaslı alice star ın öyküsü mutlaka okunmalıdır. - kadın entelektüellerin ve ünlülerin aralarına, alıp sohbet etmeyi çok sevdikleri insan. sanırım zararsız buldukları için karşısında daha rahat oluyorlar. demek ki beklentisizliğin getirdiği rahatlığı kolayca çevresine verebilen biri.
- (bkz:eskidendi, çok eskiden)
- (bkz:murat murathanoğlu)*
- cinsel tercihi sayesinde olsa gerek * kadınları hemcinslerinden daha iyi tanıyan erkek * * yazar
- "artık daha az seviyorum seni
unutur gibi, ölür gibi daha az
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini
kolay değildi
yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
kaç acı birden imtihan etti beni
bir tek gece vardır insanın hayatında
ömür boyu sürer nöbeti
bu da öyleydi,
iyi ol, sağ ol, uzak ol
ama bir daha görme beni."

