murathan mungan

OtoPorto(19-12-2004 14:10)

  1. istanbul`da doğdu. ankara üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi tiyatro bölümü`nü bitirdi. devlet tiyatrolarında dramaturg olarak görev yaptı. şairliğinin yanısıra, tiyatro ve öykü yazarlığı da yapmaktadır.kendisi aslen mardinlidir.
    akustikcinayet

      (30-12-2004 21:28)
  2. diyalektik mutsuzluklar

    bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı
    ellerinde rüzgârın taşınmaz çamurları var
    köpürmüş soylarımı toplarken çürüyen yanlarımdan
    inan batmış şehirler gibi onarılmaz anılar
    gözlerinde unuttuğum o eski aciz miras
    almaya gelsem soluğumda dalgın yosun kokusu
    biliyorum artık hiçbir gemi beni taşımaz
    ve yeniden büyür içimde mağrur bir zakkum gibi
    terk edilmek korkusu

    susarsın bir silahsızlanma akşamı
    susarsın dudaklarında ıslıklar kanar
    öpülmez dudakların ıslık yarası
    mavzerdir dokunmalarım kirvem bilirsin
    öpemem, öpersem tekmil bir aşiret tragedyası

    hüznünü ver bana yeter, gizli hüznünü
    kolları bağlı hüzün olsun dört yanım
    ırağına vurma beni kirvem, ağlarım, delirirsin
    sonra derler haklıdır sevdası
    geç olur ki artık onarmaz rakılar
    geç olur bir yaraya rakının dağılması

    sen denize sırtını dönen uykusuz dağlı,
    gemiler nerde (ki çoğu hüviyetidir melankolinin)
    nerde aykırı mavzerler (onlara sığdıramazsın ki öfkelerini)
    barut esmeri tenine sevdalarımı sürdüğüm
    nasıl taşıdım bunca yıl delirmiş saçlarında
    o eski şark yelini
    biliyorum dokunsam parmaklarım kırılır
    dokunmasam eşkıya uykusuzluğu çetin silahlar gibi.
    akustikcinayet

      (30-12-2004 21:29)
  3. yaz bitti

    yazın bittiği her yerde söylenir
    söylenmeyen şeyler kalır geriye

    ve sonra hiçbir şey olmamış gibi
    ağır, usul bir hazırlık başlar
    uykuya başlar yeni bir mevsime

    orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında
    incelen yazın akşam esintilerinde
    zaman usulca sıyrılır aramızdan
    ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
    başka ne gelir elimizden
    büyük bir uzaklığa gülümseyerek
    geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri

    yatıştırır rüzgarlar
    dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
    saklar bizi
    gözlerimizdeki hüzne "dinginlik" adını verir
    "seni iyi gördüm" diyenler
    biz de iyi hissederiz kendimizi
    elimizden başka ne gelir ki
    köşe başları, akşamüstleri, kokular
    tozar gider zamanın boşluğunda
    karışır anların kuytu belleğine
    belki sonraları bir gün
    hatırlanır aynı kederle
    yazın bittiği her yerde söylenir
    söyleyenler inanır gerçekten birşeylerin bittiğine
    yaz biter
    eskir geceler, serin hüzünlü
    yeni mevsime hazırlık ömrün teğel yerleri
    bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
    çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
    yaşadığınızı duyarsanız teninizde
    bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
    sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
    ahşap pancurları
    yaz bitti
    bitmeyen şeyler kaldı geride

    yaz bitti
    yaz bitti
    yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
    her yerde söylendiği gibi
    yaz bitti
    yaz bitti
    hiçbir şey hiçbir şey
    hiçbir şey
    yalnızca üşüyorum şimdi
    akustikcinayet

      (30-12-2004 21:38)
  4. (bkz:fırtına)
    (bkz:olmasa mektubun)
    (bkz:istersen hiç başlamasın)
    (bkz:maskeli balo)
    (bkz:çember)
    akustikcinayet

      (30-12-2004 22:13)
  5. murathan mungan

    murathan mungan, 2l nisan 1955 yılında, ıstanbul’da, üsküdar zeynep kamil hastanesi’nde doğdu.
    çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan mardin’de geçti. ankara üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi tiyatro bölümü’nü bitirdi. aynı bölümde “master”ını tamamladı.
    ankara’da devlet tiyatroları’nda altı yıl, ıstanbul’da şehir tiyatroları’nda üç yıl “dramaturg” olarak çalıştı. 1987’de günlük gazete olarak yayımlanan söz gazetesinde,“kültür-sanat sayfası” editörlüğü yaptı. 1991’de remzi kitabevi’ne “çilek” amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti. mayıs 1996’dan başlayarak öküz dergisinde parçalı bir yapı içinde çeşitli yazılarından oluşan sayfalar yaptı, ocak 2002’den başlayarak da milliyet gazetesinin “kültür sanat” ekinde tam sayfa olarak gene kendi içinde parçalı bir yapı gösteren yazılarından oluşan tam sayfa yaptı.
    uzun süredir serbest yazar olarak yaşıyor.

    murathan mungan, üniversite bitirme tezini sinema konusunda yaptı: Türkiye sinemasının ideolojik ve ekonomik yapısı veyılmaz güney sineması. master tezi ise, aynı malzemenin üç ayrı türde yazılması ve yazarlık tekniklerinin incelenmesi başlığını taşır. mungan bu çalışmasında, adını dört kişilik bahçe koyduğu aynı malzemeyi, uzun öykü, film senaryosu ve radyo oyunu olarak üç kez yazar. dil ve yapı özellikleri açısından iki kişilik oyunlar ve diyalogun evrimi adlı doktora tezi, 12 eylül sırasında doktorayı bırakmasıyla birlikte yarım kalmıştır.
    üniversite öğrenimi sırasında mungan, her biri kitap hacminde olan sofokles tragedyalarına bir giriş denemesi, hegel’in sanat felsefesi, tiyatro etkinliklerinin basındaki yansımaları başlıklı dönem bitirme çalışmaları yapmıştır.
    mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu. şiirleri ilk kez dönemin aynı zamanda önemli bir siyasi odağı olan birikim dergisinde yayımlandı. ankara’da yayımlanan 7 gün adlı haftalık siyasi haber dergisinde sinema yazıları yazdı, ardından kısa bir süre aynı derginin kültür-sanat sayfalarını hazırladı. çeşitli kuruluşların düzenlediği çok sayıda söyleşi, panel, konferans programına katıldı.
    ilk kitabı l980’de yayımlandı. aynı zamanda ilk oyunuydu bu: mahmud ile yezida.
    şehir tiyatroları’nda çalışırken, “gençlik günleri” adını koyduğu daha sonra her yıl tekrarlanacak olan, aynı zamanda birçok benzerinin de yapılmasına yol açan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.
    gene şehir tiyatroları’nda lulu menasé’nin sahneye koyduğu richard soudé’nin “binbir gece masalları”ndan yola çıkan oyunu “binbir gece masalı”nın ham çevirisini masal diline aldı ve yönetmen yardımcısı olarak çalıştı.
    murathan mungan’ın sahnelenen ilk oyunu, orhan veli’nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı bir garip orhan veli ’dir. ilk kez 1981’de sahnelenen bu oyun, kısa aralıklarla yirmi yıl boyunca sahnelendi ve 1993’te kitap olarak basıldı.
    yazarın mezopotamya üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu mahmud ile yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok amatör, yarı-amatör, lise ve üniversite topluluğu tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993’te ankara devlet tiyatroları tarafından oynandı. üçlemenin ikinci halkası olan taziye ise, ilk olarak 1984’te ankara sanat tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. sayısız küçük topluluk anadolu’nun birçok yerinde, bu iki oyunu kendi imkânlarıyla seyircilerine sunmuşlardır. ayrıca diyarbakır belediyesi şehir tiyatrosu, üçlemenin ilkini türkçe, ikincisini -ilk kez- kürtçe olarak sahnelemiştir. 1992’de, halkanın üçüncü oyunu olan geyikler lanetler’in tamamlanmasıyla birlikte, metis yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994’te bu üç oyun bir yıl boyunca devlet tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya antalya devlet tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl ıstanbul uluslararası tiyatro festivali’nde, gene Türkiye tarihinde ilk kez olmak üzere üç oyun ardı ardına tam on bir saat süren bir gösteri olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında ankara devlet tiyatroları tarafından sahnelenen geyikler lanetler, aynı yıl berlin’de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan “theater der welt”e çağrılmış ve schaubühne’de gösterilmiştir. aynı oyun 2003 yılında yunanistan’da selanik devlet tiyatrosu’nda sahnelenmiştir.
    geyikler lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın cenk hikâyeleri kitabındaki “kasım ile nasır” adlı öyküsü, 1994 ağustosunda iki hafta süreyle italya’da umbria’daki tiyatro merkezi “la mamma umbria”da sahnelenmiştir. aynı öykü 2004’te farklı bir yorumla diyarbakır sanat merkezi tarafından sahnelenmiştir. gene aynı kitapta yer alan “şahmeran’ın bacakları” adlı uzun hikâyesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.
    yazarın lal masallar adlı öykü kitabındaki “muradhan ile selvihan ya da bir billur köşk masalı” adlı öyküsü, 1987’de, ilkin fransa’da, lulu menase yönetiminde théâter des arts de cergy-pontoıse’da, ardından nurhan karadağ yönetiminde dil ve tarih-coğrafya fakültesi tiyatro bölümü sahnesi’nde sahnelenmiştir. yazarın gene cenk hikâyeleri kitabında yer alan “binali ile temir” adlı bir diğer öyküsü, 1991’de ankara deneme sahnesi tarafından, 1999’da ise adana tiyatro atölyesi tarafından sahnelenmiştir. aynı öykü, amerika’da penguen books’un “dünya hikâyeleri antolojisi”ne seçilmiştir.
    2000’de bir kez daha yazarın bir öyküsü sahneye aktarılmış, bu kez de beşinci sokak tiyatrosu, “dumrul ile azrail”i, ıstanbul festivali’nden sonra dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, berlin, viyana, tunus’un yanı sıra hollanda’nın çeşitli kentlerinde sahnelemişlerdir. bunların yanı sıra, şiirlerinden ve öykülerinden oluşturulan çeşitli gösteriler ve performanslar, çeşitli amatör, yarı amatör ve üniversite toplulukları tarafından sahnelenmeye devam etmektedir.
    kopenhag’daki “bette nansen theater” yazarın “sayfadaki gibi”adlı kısa oyununu, bazı doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan “bin bir gece” içinde 2003 yılında sahnelemiştir.
    murathan mungan 1989’da, ingiliz yazar nell dunn’ın “steaming” adlı oyununu “kadınlar hamamı” adıyla ali poyrazoğlu tiyatrosu’nda sahneye koymuştur.
    mungan’ın döneminde ankara il radyosu’nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: dört kişilik bahçe ve ölümburnu. ilki, aynı malzemenin öykü ve senaryo olarak yazılmış halleriyle tek başına bir kitap olarak, ikincisi ise murathan ’95 kitabının içinde kitap olarak yayımlanmışlardır.mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1985’te atıf yılmaz tarafından filme alınan dağınık yatak’ın yanı sıra dört kişilik bahçe ve başkasının hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. bu üç senaryo 1997’de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.
    gazete ve dergilerde ilk yazıları 1975’de yayımlanan mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle murathan’95 adlı bir kitapta toplamıştır.
    bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış doğduğum yüzyıla veda ile sürmüş, bunu, 13+1’de şiirlerini, 7 mühür’de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve türk şiirinde şimdiden bir “kült kitap” olmuş olan yaz geçer’in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir.
    her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir bülent erkmen projesi olanve 2004 haziranında yayımlanan beş peşe romanında da yer almıştır.
    mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir: kahramanı ressam olan ya da resim sanatı üzerine yazılmış çeşitli öykülerden oluşan ilk öykü seçkisi ressamın sözleşmesi ’ni, daha sonra çocuklar ve büyükleri , yazıhane, yabancı hayvanlar adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir. "erkeklerin hikâyeleri" ve "kadınlığın 21 hikâyesi" adını verdiği öykü seçkileri 2004 içinde yayımlanacaktır.
    bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı paranın cinleri ’ni 1997’de yayımlamıştır.
    şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı metinler kitabı ise, 1998’de yayımlanmıştır.
    mungan’ın kimi şiirlerinin kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam li rojhilate dile min (kalbimin doğusunda) adıyla yayımlanmıştır.
    mungan, bugüne değin tamamına yakını “yeni türkü” topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. yazdığı bütün şarkı sözlerinin Türkiye’nin değerli ve önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan söz vermiş şarkılar adlı “cover” albümü, 2004’te yayınlanmıştır.
    yurtiçinde ve çoğu almanya’da olmak üzere yurtdışında mungan’la ilgili çeşitli radyo ve televizyon programları yapılmıştır.
    mungan, almanya, avusturya, hollanda, isviçre, fransa ve amerika ve yunanistan’da çeşitli söyleşi ve okuma programlarına katılmıştır.
    yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin ingilizce, almanca, fransızca, italyanca, isveççe, norveççe, yunanca, fince, kürtçe ve hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır.
    1972 eylülünde mardin’den ayrıldıktan sonra 1985’e kadar ankara’da yaşayan murathan mungan, 1985’ten bu yana ıstanbul’da yaşamaktadır. 1991’de bir yıl kadar almanya’da, ludwigshafen’da yaşamıştır.
    ilk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986’da remzi kitabevi’ne, 1992’de de metis yayınları’na geçmiştir.

    metis yayınları`ndaki kitapları

    osmanlıya dair hikâyat, 1981
    taziye, 1982
    kum saati, 1984
    son istanbul, 1985
    sahtiyan, 1985
    cenk hikâyeleri, 1986
    kırk oda, 1987
    lal masallar, 1989
    eski 45`likler, 1989
    yaz sinemaları, 1989
    mırıldandıklarım, 1990
    yaz geçer, 1992
    yaz geçer - özel basım, 1992
    geyikler lanetler, 1992
    mahmud ile yezida, 1992
    bir garip orhan veli, 1993
    oda, poster ve şeylerin kederi, 1993
    omayra, 1993
    kaf dağının önü, 1994
    metal, 1994
    ressamın sözleşmesi, 1996
    li rojhilatê dilê min, 1996
    paranın cinleri, 1997
    başkasının hayatı, 1997
    dağınık yatak, 1997
    dört kişilik bahçe, 1997
    oyunlar intiharlar şarkılar, 1997
    mürekkep balığı, 1997
    başkalarının gecesi, 1997
    metinler kitabı, 1998
    üç aynalı kırk oda, 1999
    meskalin, 2000
    çocuklar ve büyükleri, 2001
    soğuk büfe, 2001
    erkekler için divan, 2001
    yüksek topuklar, 2002
    7 mühür, 2002
    yazıhane, 2003
    timsah sokak şiirleri, 2003
    yabancı hayvanlar, 2003
    çador, 2004
    bir kutu daha, 2004
    beşpeşe, 2004
    erkeklerin hikâyeleri, 2004
    kadınlığın 21 hikâyesi, 2004
    eteğimdeki taşlar, 2004

    kaynak:metiskitap.com
    akustikcinayet

      (30-12-2004 22:19)
  6. kendisi beşpeşe adlı kitapta kitabın başlatıcısı olarak yer almıştır.
    akustikcinayet

      (22-01-2005 14:15)
  7. (bkz:ibne)
    yassah

      (12-02-2005 04:06)
  8. ben sende bütün aşklarımı temize çektim
  9. ``başkalarına biçtiğimiz felsefe:
    kim bilebilir kimin ne kadar yalnız olduğunu
    yalnızlık her seferinde
    yeniden tarif eder
    bir hayat üzerinden
    görüldükçe
    üzerine vuran ışığı değiştikçe
    kim bilir ne kadar yalnızdı
    kavafis iskenderiye`de
    lorca granada`da ne kadar yalnızdı
    nazım kalabalıklar arasında
    yalnızlık kaç top kumaş açar
    kaç mevsimlik çiçek
    her yerde her seferinde
    örnekler çoğaltılabilir elbet
    yalnızlık kolay olunan bir şey değil
    kolayına tanınan,tanımlanan
    bazen istense de olunamayan
    yalnızlık mutsuzluk gibi zor
    çok zor bir şey
    çok çalışmalı insan gerçekten yalnız olmak için,
    gerçekten mutsuz olmak için
    çok çalışmak gerek
    ancak o zaman unutuluyor
    yalnızlık da mutsuzluk da
    ilk yaranın hatırlandığı şiddetle zamanla bir güce dönüşüyor
    var oluşa fırlatıldığımız şu garip,
    şu tuhaf ve hala bizim olmayan gezegende``
  10. en popüler şair ve yazarlarımızdandır.şiirlerini beğenmemekle birlikte, düzyazı konusunda başarılı bulmaktayım. yüksek topuklar adlı romanı ise çok çok eğlenceli, okunasıdır. cinsel tercihi hemen herkes tarafından bilinmekle birlikte özel yaşamı televolelere meze olmamış, gözlerden ıraktır. özenli ve kaliteli bir insandır.
    blue
    efendi ol!

      (18-05-2005 20:39)
  11. candan erçetin, sezen aksu, göksel, aylin aslım gibi şarkıcıların seslendirdiği "murathan mungan şarkıları" isimli albümü dinlemeye değerdir.,;
    pembe_fante

      (18-05-2005 21:03)
  12. baba tarafından arap-kürt ,anne tarafından boşnak(saraybosna) kökenli şair-yazar-ibne-aydın pek çok özelliği kendinde toplayan insan.
    tuva

      (11-07-2005 21:23)
  13. ya içindesindir çemberin
    ya da dışında yer alacaksın
    kendin içindeyken
    kafan dışındaysa

    çaresi yok kardeşim
    her akşam içip içip güzelleşip
    mutsuz olacaksın
    meyhane masalarında
    kaybolacaksın

    şiirlerle şarkılarla
    kendini avutacaksın
    ya içindesindir çemberin
    ya da dışında yer alacaksın
    bengu

      (11-07-2005 21:29)
  14. yalnız bir opera şiiri çok güzel olan popüler şair/yazar. ayrıca yüksek topuklar isimli kitabında birçok kadını içerebilecek çok iyi bir genel kadın portresi çizmiştir.

    kış başlıyor sevgilim
    hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
    .
    iyi bak kendine
    yüreğindeki usul şefkati teslim etme kimseye, hiçbir şeye.
    maybe

      (25-10-2006 23:53)
  15. eşcinseldir kendisi.sevgiliside derya köroğludur
  16. genelde erkeklerin adamın cinsel tercihiyle,bayanların ise yazdıklarıyla ilgilendiği yazar.yazdıkları güzel veya değil (bana göre muhteşem) onu bilmem.ama erkek ve kadın`ın bakış açısını yakalamama sebeb olduğu için teşekkür edilmesi gereken kişidir.
    musavat
    fuck off!!!

      (13-11-2006 17:12)
  17. "yaz geçer yine gelir" kitabında geçen bir sözdür.
    boyut

      (15-02-2007 10:25)
  18. kelimelerle oynamayı seviyor. şiirlerini hiç denemedim ama öyküleri mükemmeldir. aynalı pastaneyi bitirdikten sonra şöyle dediğimi çok iyi hatırlıyorum: "abi bende olsam ikna olurdum hayat kadını olmaya" çok sonradan farkettim ama hayatımda ilk defa bir paragrafı tam olarak ezberlemişim.
    şöyleydi sanırım:

    "günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma
    herkes kağıt üzerine yazılanları benim hayatım sanacak bende hayatımı saklamış olacağım böylelikle.
    saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir biliyormusun
    herkes seni gördüğünü sanır sende rahat edersin.
    kasada oturan kız gibi; herkes kasadaki kızı görür ama kimse tanımaz."
  19. okunası şiirlerinden bir tanesi.

    maske
    maske ölmek isteğidir sevgilim
    gerisingeriye dönen etiket
    bak gökyüzünde takma bulutlar
    ümitlerini yükseğe ayarla
    ve bataklık halılarında dinlen
    ey kutsal beden
    sana da gelecek sıra
    pilindeki kuraklık yetmiyor değil mi
    hatıranın yüksek gerilimine
    başkalarının bantlarında batıp çıkıyor sesin
    kağıttan intihar kuleleri
    eteklerinde dipnotlarıyla devrildi tek tek
    bilgisayarlarının depoladığı vahşetten çıkış alıyor
    yeni bir maskenin formülleri
    granite dönüşsün diye iskelet iskelet ve etiket
    doğru, kolay silinebilir bir muşambadır seks
    ateşten geçirir karton filmleri
    bazukalar altında kadife gece
    leoparlar öldü sevgilim, parslar, jaguarlar
    çölü olmayan bedeviler platoların yeni aynalar
    tinerle sil maskeni, ekrandaki görüntüyü ayarla
    volümünü kıs kalbinin, dahili hatta seni arıyorlar
  20. ağa çocuğu olduğu bilinen, çocukluğunun ve gençliğinin mardinde geçtiği ve çevresinde korumalarla bu evreyi geçirmiş ve her ne olmuşsa o aralar olmuş denen şair. korumaları olayı abartmış demek ki. ağa çocuğunun paraya ihtiyacı olur mu bilinmez ama mungan'ın olmamıştır. bir çok edebiyatçının yoksulluk içinde üretirken birilerine gebe kalması ve bu yüzden çizgisinden çıkması, abuk sabuk şeyler yapması durumunu demek ki yaşamamıştır. "bu yüzden serpilmiş ve kendine yer bulmuştur" şeklinde düşünülebilir. yoksa çok daha kalite şairler heba olup gitmiştir.
    eskitara
    dudağının kenarı

      (10-12-2007 16:49)
  21. bana zamandan söz ediyorlar.
    yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
    bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet.
    kolay değildir bunlarla baş etmek,
    uğruna içinizi öldürmek.
    zaman alır.
    o boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker.
    hayatta sevilecek şeyler yeniden fark edilir.
    bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
    o boşluk doldu sanırsınız
    oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.
    gün gelir bir gün
    başka bir mevsim,
    başka bir takvim,
    başka bir ilişkide
    o eski ağrı
    ansızın geri teper.
    dilerim geri teper.
    yoksa gerçekten
    bitmişsinizdir.


    yalnız bir opera isimli muhteşem şiirin şairi, olmasa mektubun isimli muhteşem şarkının söz yazarıdır. üç aynalı kırk oda kitabındaki texaslı alice star ın öyküsü mutlaka okunmalıdır.
    nehirden
    kaideyi bozan istisna

      (12-12-2007 17:51)
  22. kadın entelektüellerin ve ünlülerin aralarına, alıp sohbet etmeyi çok sevdikleri insan. sanırım zararsız buldukları için karşısında daha rahat oluyorlar. demek ki beklentisizliğin getirdiği rahatlığı kolayca çevresine verebilen biri.
  23. (bkz:eskidendi, çok eskiden)
    kripteks
    münzevî

      (01-12-2008 02:43)
  24. (bkz:murat murathanoğlu)*
    joséphine
    infuckingcredible

      (01-12-2008 03:55)
  25. cinsel tercihi sayesinde olsa gerek * kadınları hemcinslerinden daha iyi tanıyan erkek * * yazar
    mercimekağacı
    ateşböceği

      (04-02-2009 14:02)
  26. "artık daha az seviyorum seni
    unutur gibi, ölür gibi daha az
    yeniden ödetiyorum kendime
    onca aşkın öğretemediğini
    kolay değildi
    yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
    kaç acı birden imtihan etti beni
    bir tek gece vardır insanın hayatında
    ömür boyu sürer nöbeti
    bu da öyleydi,
    iyi ol, sağ ol, uzak ol
    ama bir daha görme beni."
    pia.

      (20-02-2010 23:58)

Editör Girişi

 Nick

 Şifre


 editör olmak için tıkla
 şifremi unuttum
Kelime Ara
Kelime
 topla gel
 başlıklarda ara
 yazılarda ara
 nicklerde ara
Köşeli Yazarlar
tüm yazılar/yazarlar...
Diğer Şeyler

Bu sitenin hiçbir hakkı saklı değildir. 
İçerik kaynak gösterilmeden kullanılabilir ama kaynak gösterilirse mutlu oluruz.
©2004-2008
Mozilla FireFox ile cillop gibi görünür.

konu :
açıklama :
aktif editör :
180674
522914
4545
Tüm istatistikler
Hızlı Okuma Kursu
1-9 A  B  C  Ç  D  E  F  G  H  I  İ  J  K  L  M  N  O  Ö  P  Q  R  S  Ş  T  U  Ü  V  W  X  Y  Z